Jul 8, 2006 - Blog    1 Comment

Security Fence/Wall Apartheid Wall ve Filistin

Güvenlik duvarı olarak tabir edilen bu duvar binlerce insani diğer binlercesinden ayırıyor. Eğer bir duvar varsa, önyargı vardır bir diğeri hakkında; gerçekten bilgi ve tanımadan bahsedemeyiz. İsrail güvenlik adına diktiği bu duvarla yeni nesil Filistin’lileri fiziksel manada ve uzlaşma düzleminde kendisinden uzaklaştırıyor. Hiç bir birini tanımayan insanlardan ancak düşmanlar yetişir. İnsan zihni önyargıyı bilmediği insanlar üzerine üretir. Diğerine ait en kötü, en çirkin ve en tahammül edilmez duyguları diğerine yükler.

İşte bu beton duvara bakarak büyümek ve yaşamak zorunda olanlar için Banksy adındaki İngiliz graffiti sanatçısını duvara isyanını anlatan resimler yapmış:

Bir diğeri de şu:

Bu at resmi de epey ironik:

Ve diğerleri de şunlar:

Jul 5, 2006 - Blog    No Comments

Windows Live Messenger Tricks and Tips

Şimdi diyelim ki Windows Live Messenger indirdiniz ve reklamlarından ve birçok farklı özelliğinden mutlu değilsiniz. Hemen şuradan yamayı indirip, kurabilirsiniz. Ama yinede “ben öyle tek kişiyle chat yapmam, herkesi tek pencere’de göreyim diyorsanız. Messenger Plus’ı yükleyebilirsiniz“.

Esas problem kurdunuz herşey güzel de eskisi gibi resimler gözükmüyor diyorsanız. İşle bu probleminize getirilmiş bir çözüm de burada.

Sonuçta offline mesajlar gönderebildiğiniz, biraz yandan çarklı bir Windows Live Messenger hizmetinizde..

Bütün bunları kullanmak ve kurmak sizin kendi sorumluluğunuzda. Yok efendim, ben kurdum olmadı ve benzeri problemler de kişisel becerinize kalmıştır. Benden duyurması sadece, yabancı kalmayın istedim..

Esasında Messenger’ın yaptığı işi bu logoyla anlatabilirim..

Ama esas işi bu açık kaynaklı programlar yapıyor.

Jul 4, 2006 - Blog    No Comments

Filistin nehri kanlı ve çamurlu akar gecenin karanlığında

Gülle kusuyor ana rahmi
Bomba parçalıyor beynini bebeğin.
Tanklar saldırıyor evlere bir anda ev yok tank var
Uçak var gök yok utanç var
Ve kime karşı bütün bunlar..
SK

Gecenin zifiri karanlığında nemli sıcağın yaktığı bedenlerden sıkıntı, acı ve ızdırap ter olup akarken..
Elektriksiz geçen günlerde buzdolabında çürümüş yemeklerden en az bozulmuşunu açlıkla, çaresizlikle bakan gözleriyle senden “bir lokma anne!” diyen yavruna uzatırken..
İçinden en masum ve en temiz bulduğun hislerinle Tanrına çocuğunun hastalanmaması için dua ederken, hasta babanın bulamadığın ilaçları için çoktan üzülmeyi bırakmışken..
Gökyüzünü yırtarcasına Sur üflenmişcesine insanı korkutan ve şimşekler saçan o uçakların kulakların zarını patlatan sesi altında en sevdiklerine sarıldın mı hiç?
Gaza denizin kıyısında harita’da unutulmuş… O topraklarda tam bir kıyım yaşanıyor. Günlerdir ekmek yok, ilaç yok, su yok, elektrik yok, iletişim yok, insanlık yok yaşayamaya çalışıyor insanlar..
Ve biz ne yapıyoruz?
Bana inanmıyorsanız..bu dehşetin altında yaşayan Dr. Mona El-Farra‘yı dinleyin.
Kendinize bu gece sorun bakalım;

Siz hiç Filistin’li oldunuz mu?

Siz hiç Gaza’ya gittiniz mi?