Sep 22, 2006 - Blog    1 Comment

Fas macerası-1

Fas’ın bayrağı bu ülkeye vardığım ilk andan itibaren dikkatimi çekti. Ne anlama geldiğini sorduğum Fas’lı arkadaşım bayrağın kırmızısının savaşlarda şehit olan kahramanların kanını temsil ettiğini söyledi. Yıldızın yeşil rengi de İslamı temsil ediyormuş. Yıldı temasının bayraklarda çok ortak bir sembol olduğunun farkındayım. Ancak bu yıldızın birbirine geçişle şeklinin de İslamın beş şartının ifade ettiğini öğrendim. Her ne kadar Kanal-D yaptığı haberlerde Fas İslamileşiyor mu? sorusunun cevabını arıyor. Ben rahatlıkla cevaplayabilirim hayır! Merak etmeyin Fas Fransızlaştığı gibi İslamlaşamaz…

Fas sıcak insanların ülkesidir. Size ilk günden itibaren günlüğümü sunuyorum.

17/09/2006

Sabah evden 8:00’da çıktım. Hızlı ve rahat bir taksi yolculuğuyla kısa süre de Atatürk havalimanına vardım. Uçağa binmek üzere kayıt yaptırmak için sıraya girdiğimde büyük bir keşmekeşle karşılaştım. Birçok değişik ülkeye giden uçağı aynı sıraya sokmuşlardı. Uzun uzun bekleyen uzun bir sıra vardı. İşin ilginç yanı farklı milletlerden bir sürü insan özellikle de kadın sıraya yandan girmeye çalışıyordu. Zaman başaranlar da oldu. Bazen de insan vücutlarından millet dayanışmasıyla oluşturulmuş, bendler kurarak geçmelerini engellemeye çalıştık. Bana sıra geldiğinde oradaki görevliye “niçin birçok uçuşu bir sıraya topladıklarını sordum?? O da bana yeterli elemanları olmadığı için böyle yaptıklarını söyledi. Birileri eleman alamıyor diye niçin ücretini eksiksiz ödemiş insanların aldıkları hizmet kusurlu oluyor. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Sıra bittiğinde geçirecek zamanımız kalmadığından koşarak pasaport kontrolünden geçtim ve uçağa bineceğim kapıya doğru yol aldım. Uçağa bindiğimde 4 saat 45 dakikalık bir uçuş yapacağımdan emin değildim. Uçak klasik film geyikleriyle geçti. Uçakta üzerinden geçtiğim topraklara baktım. Niçin bazıları koyu renkli ve niye yuvarlak şekilli topraklar görüyorum anlamayamadım. Uçmak sanırım bunun için bir tutku oluyor. Yeryüzüne farklı bir açıdan bakmayı sağladığı için uçmak güzel bir duygu sanırım.
Uçuş sırasında Cebelitarık’ı gördüm. İnanılmaz derece de yakın ve heyecan vericiydi. Nihayet Kazablanka’ya vardım. Deniz kıyısında güzel bir şehir. İçeri girdiğim andan itibaren Fransızca’nın yoğun bir şekilde konuşulduğuna şahit oldum. İngilizce’nizle anlaşılmak mümkün gözükmüyor.
Fas Türkiye’den 3 saat ileride olduğu için indiğimde epey şaşırdım. Kazablanka’dan Marakeş’e kadar başka bir uçağa daha binmemiz gerekiyordu. O uçağa binmeden katıldığım toplantıya gitmekte olan bir Pakistanlı dostumu gördüm. Birlikte uçağa bindik. Royal Air Maroc adını taşıyan uçakla Muhammad 5 havalimanından Marakeş’e doğru yola çıktı. Yolda hostesten bir önümüzdeki sırada şahıs su istedi sonrada yanında uyuyan arkadaşı da uyanıp su istedi. Hostes tarihe geçecek şu cümleyi sarf etti: “Niye hepiniz bir anda istemiyorsunuz?
Akşam yemeğini otelde yedik. Gayet güzel bir salata barı ve açık büfe vardı. Keyifle muhabbetle yemeğimizi yedik. Fas mutfağının lezzetli bir mutfak olduğunu itiraf etmeliyim. Ancak Kudüs’te yediğim kadar güzel humusu hiç bir Arab ülkesinde bulunamayacağı inancıyla buradaki humusu denedim. Kararımda yanlış olmadığımı anladım.

Fas’a ait olan Pastilla ‘yı denedim, muhteşemdi. Bu yemek yufka arasına tavuk eti, badem ve tatlı bir sosun ilavesiye yapılıyor. Gayet hafif bir yemek. Nasıl yapıldığını da buradan öğrenebilirsiniz. Çok hoşuma gittiğimi belirtmeliyim. Burada gezdikçe Kral’ın resimlerinin her yerde olduğunu söylemeliyim. Akşam yorgun bir şekilde yatağıma gittim.

1 Comment

  • hocam bari iş hayatı nasıldır? Türk çalışanları var mı ne iş yaparlar? Müslümanlık hiç mi yok? Çok fakir ya da zengin bir yer mi? Milleti arap mıdır??? Aile bağları nasıldır?
    yiyecek içecek zerrece önemli değil bu soruların yanında?

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!

*