“Rüya satın alma iÅŸinin de bir geçmiÅŸi var ama. Abdülhamid’in sadrazamlarından Cevat PaÅŸa çocuk yaÅŸlardan beri bir ÅŸeyhin dergahına gidermiÅŸ. Bir gün dergahta ÅŸeyhin yanına bir demirci esnafı gelir. Gördüğü bir rüyayı anlatarak ÅŸeyhten yorumlamasını ister. Rüyayı dinleyen ÅŸeyh, Cevat’a dönerek:
“İki mecidiyen var mı?” diye sorar. Cevat, cebinden iki mecidiye çıkararak verir. Bunun üzerine ÅŸeyh, adama: “Rüyanı iki mecidiyeye bu çocuÄŸa satar mısın?” deyince, adam ÅŸaşırsa da kabul eder ve parayı alarak gider. Adamın ardından ÅŸeyh: “OÄŸlum bu rüya sadrazamlık rüyasıdır. O yüzden henüz rüyanın sahibi o iken rüyayı tabir etmedim. Åžimdi rüya senin olduÄŸuna göre mesele kalmadı. Demirciden sadrazam yapacak deÄŸiliz ya, deÄŸil mi!” der.
…..
Åžeyhin rüya satın aldığı bir gelenek var ülkemizde. Egemenlerin korkusu, demircinin sadrazam olması!”
Ercan Kesal, Cin Aynası, s. 237-239.