Bir garip aşk hikayesi

Hikaye New York’un metrolarında geçer. Başrolde genç ve utangaç bir erkek ve bir kız var. Oğlan kızı metro’da görür ve vurulur. Tarihler 4 Kasım 2007’yi gösterirken, esas oğlan akşam 9.30’daki seferde bir nevi Zeugma’daki Çingene gibi duran kızı görür. Ama bir türlü gidip konuşmaya cesaret edemez. 21. yy’da böyle bir sevda için ne yapılır? Eğer ülkenizde itiraf.com gibi bir site varsa oranın Platonikim bölümüne gidip giriş yapılır ve beklenir. Ya da Facebook’ta durum ilan edilir ve beklenir.. Ya da Patrick Moberg’in yaptığı gibi bir site açılır: http://www.nygirlofmydreams.com/

Bu sitede Patrick kendi giydiklerini ve esas kızın giydiklerini bir bir çizer. Maharetle çocuk ya.. Altına da “Allah rızası için bir yardım edin abiler” denilen bir not düşülür..Bütün iletişim bilgileri bu tek sayfadan oluşan kağıda ve web sayfasına döşenir.

Herkes bir acıma hissiyle oğlana yardım eder. Yazık yaaa! havasında yaklaşırlar..Birçok web sitesinde oğlanın çiziktirdiği resim yayınlanır. Siber dünya da fiziksel dünya kadar küçük olduğu için kızın arkadaşları durumu esas kıza haber verirler. Kızla oğlan buluşurlar nihayet. Kızımız Camille Hayton hemen Patrick’le konuşur ve buluşurlar. Bu ilk buluşma medyatik New York’ta bütün basının ilgisini çekti. Önce Patrick “buldum buldum” nidalarıyla aşağıdaki yazıyı koydu sitesine:

Kulislerde dolaşan dedikodulara göre CNN bu çiftle röportaj yapmak istiyormuş. Hatta arkadaşlar fırsatlar ülkesi Amerika’da modern Romeo-Juliet ilan edilmişler bile. Mecnun’un zamanında böyle bir teknoloji olsaydı kesinlikle kullanırdı değil mi? Son olarak ben çiftin fotoğrafıyla sözlerime son vereyim. Onlar ermiş muradına biz çıkalıp kerevetine…

Patrick iyi bir çizim yapmış doğruya doğru şimdi!

Share

Demedim mi!

Güzel aşk cevrimizi

Çekemezsin demedim mi

Bu bir rıza lokmasıdır

Yiyemezsin demedim mi

 

 

Yemeyenler kalır naçar

Gözlerinden kanlar saçar

Bu bir demdir gelir geçer

Duyamazsın demedim mi

 

 

Bak şu aşkın haline

Ne gelse söyler diline

Can ü başı Hak yoluna

Koyamazsın demedim mi

 

 

Aşıklar harabat olur

Hak yanında hürmet bulur

Muhabbet baldan tatl’olur

Doyamazsın demedim mi

 

 

Girelim Ali serine

Çıkalım meydan yerine

Küfrümüz iman yerine

Sayamazsın demedim mi

 

 

Pir Sultan’ım der Şah’ımız

Hakk’a ulaşır rahımız

On’ki imam katarımız

Uyamazsın demedim mi

Share

Suzanne by Cohen

Uzun bir gece Leonard Cohen dinleyerek bitti. Kelimelerin ve hatta harflerin arasındaki panzehiri aradım bütün saatlerde. Hiç bir şair yaşadıklarını okurlarıyla paylaşmak konusunda cömert değildir bence. Biz şairlerin bencilliklerinde kendi duygularımızı bulduğumuz için bu şiirleri ve şairleri seviyoruz. Suzanne hakkında saatlerce konuşabilecek kadar düşündüm. Her fiile her kelimeye başka anlamlar yükledim. Cohen eğer “touch” diyorsa bununla neyi kastediyordur diye de düşündüm. “mind” diyorsa ne demek istiyordur diye de düşündüm. Portakalı ve çayı ve o evi ……

Bir yere varmak çözümler üretmek istemiyordum. Sadece harflere ses veren nefesteki huzuru aradım.. Buldum mu? Ehh o da bana kalsın. Geceler ve benim sırrım olsun!

Bakalım sizin hoşunuza gidecek mi? ( Not: Bu şiir İngilizce okumaktan korkan öğrencilerim için değildir. Onlar boşuna yorulmasınlar. Kim şimdi sözlüğü açacak kelimelerin anlamına bakacak …Ohoooooooo uzun iş.)

Share