0

Duramadım

Posted by TheSaint on Nov 28, 2007 in Blog

 

Ne doydum ne de durabildim

Yıldırımlar düşerken toprağıma

Yağmur oldun da geldin

Ya köklerim çürüyecek ya da ruhum yeni bir çiçeğe

Can verecek..

Bulutlandım yine

Toprak bu akar mı?

Akıveriyor suya yağmura ve sana

Filiz filiz oldu..

Yapraklarla doldu..

Gün yeni tomurcuklara durdu..

 

 

Rüzgar oldun da geldin hasat zamanında

O yana bu yana savursan da beni

Bir meltem el olup ruhuma giriyor

Kah seviyor kah geziyor

Derdine derdim diyor.

Görmüyor göremiyor

Sana karşı bir nefes çekiyorum

Rüzgar alır diye bekliyorum.

Denizle birlik olmuşsun

Dalgalarla bana vurmuşsun

 

 

Deniz…köpük köpük..

İlk adım korkak ve kaçamak

Bir his yapmak ya da yapmamak

Yaprak kopunca ağaç kanar mı?

Ateş bedende olunca yakar mı?

Deniz su değil mi?

Söndürmez mi beni.

Allahım kor alev olur mu su da..

 

Deli esen yel gibi

Aldın mı her zerreyi

Sen istiridye, ben inci

Korkma korkma

Kar donmazsa harda

Varlık olmazsa darda

Kalmazsa zorda..

Ben olacağım burda..

 
0

Heart With No Companion

Posted by TheSaint on Nov 23, 2007 in Blog

 

 

 

I greet you from the other side

Of sorrow and despair

With a love so vast and shattered

It will reach you everywhere

And I sing this for the captain

Whose ship has not been built

For the mother in confusion

Her cradle still unfilled

 

For the heart with no companion

For the soul without a king

For the prima ballerina

Who cannot dance to anything

 

Through the days of shame that are coming

Through the nights of wild distress

Tho’ your promise count for nothing

You must keep it nonetheless

 

You must keep it for the captain

Whose ship has not been built

For the mother in confusion

Her cradle still unfilled

For the heart with no companion …

 I greet you from the other side …

 

 

Leonard Cohen

 
0

Kırık Dökük

Posted by TheSaint on Nov 19, 2007 in Blog
  •   Keşke iki dilli (bilingual) büyüyebilseydim. İki dili ana dilim kadar güzel bilsem. İki dünyayı kafamda taşıyabilseydim. Oktay Sinanoğlu Türkçe’yi koruyalım çünkü bütün bunlar bir planın parçası diyor. Haklı olabilir. Ancak insan beyni eğer tembel değilse geçişlilik ister. Takva kelimesinin neresinin uzatıldığını bilir. Kağıt yumuşak g ile okur.
  • Her yabancı dil öğrenen kendi dilini de öğrenmek için çaba harcar. Osmanlıca diyerek dilinin kökenlerini kuran döneme düşman olmaz. Sadece kendi dilini değil sonradan öğrendiklerini de en doğru ve temel şekliyle öğrenmeye çabalar. Öylelerini tanıdım ki dil öğrenmek için sözlük ezberlemişler. Öylelerini tanıdım ki sözlük okumuş her gün..Bütün doğu dillerine olan ilgimiz bir yana batı dillerini de öğrenelim. Afrika dillerini öğrenelim. Dil zihniyetin sese bürünmüş haritasıdır.
  • Bu hafta sonu Guantanamo hapishaneleri için Amerika Birleşik devletleri askerleri için hazırlanan el kitabını görmediyseniz. Bence bir az google aramasıyla internetten bulabilirsiniz. Dünyayı yönetmekle veya belli yönlendirmelerle istedikleri sonucu alabileceklerini zannediyorlar sanırım.
  • Tamar Yarom tarafından yönetilen bu sene Haifa film festivalinde oynayan No Place for a Lady filmini çok seyretmek isterim.
  • Türkiye’de niye güzel kağıt ve mürekkep bulamıyoruz dersiniz?
  • Okumak bence su içmek kadar gerekli her beyine…

Listening to: Zeynep Casalini – Nilüfer
via FoxyTunes

 
0

Bir garip aşk hikayesi

Posted by TheSaint on Nov 12, 2007 in Blog

Hikaye New York’un metrolarında geçer. Başrolde genç ve utangaç bir erkek ve bir kız var. Oğlan kızı metro’da görür ve vurulur. Tarihler 4 Kasım 2007′yi gösterirken, esas oğlan akşam 9.30′daki seferde bir nevi Zeugma’daki Çingene gibi duran kızı görür. Ama bir türlü gidip konuşmaya cesaret edemez. 21. yy’da böyle bir sevda için ne yapılır? Eğer ülkenizde itiraf.com gibi bir site varsa oranın Platonikim bölümüne gidip giriş yapılır ve beklenir. Ya da Facebook’ta durum ilan edilir ve beklenir.. Ya da Patrick Moberg’in yaptığı gibi bir site açılır: http://www.nygirlofmydreams.com/

Bu sitede Patrick kendi giydiklerini ve esas kızın giydiklerini bir bir çizer. Maharetle çocuk ya.. Altına da “Allah rızası için bir yardım edin abiler” denilen bir not düşülür..Bütün iletişim bilgileri bu tek sayfadan oluşan kağıda ve web sayfasına döşenir.

Herkes bir acıma hissiyle oğlana yardım eder. Yazık yaaa! havasında yaklaşırlar..Birçok web sitesinde oğlanın çiziktirdiği resim yayınlanır. Siber dünya da fiziksel dünya kadar küçük olduğu için kızın arkadaşları durumu esas kıza haber verirler. Kızla oğlan buluşurlar nihayet. Kızımız Camille Hayton hemen Patrick’le konuşur ve buluşurlar. Bu ilk buluşma medyatik New York’ta bütün basının ilgisini çekti. Önce Patrick “buldum buldum” nidalarıyla aşağıdaki yazıyı koydu sitesine:

Kulislerde dolaşan dedikodulara göre CNN bu çiftle röportaj yapmak istiyormuş. Hatta arkadaşlar fırsatlar ülkesi Amerika’da modern Romeo-Juliet ilan edilmişler bile. Mecnun’un zamanında böyle bir teknoloji olsaydı kesinlikle kullanırdı değil mi? Son olarak ben çiftin fotoğrafıyla sözlerime son vereyim. Onlar ermiş muradına biz çıkalıp kerevetine…

Patrick iyi bir çizim yapmış doğruya doğru şimdi!

Copyright © 2010 Serendipity All rights reserved. Theme by Laptop Geek.