Posted by TheSaint on Sep 28, 2007 in
Blog

Bir sürü kavramın ortasında bir sürü başlığında ortasında ben de onu gördüm. Bir kitap ismi ama beni çağıran, beni sarsan, beni hareketlendiren bir başlık: Her kadın önce bir hayaletle sevişir!
Hep baÅŸlıkların neler düşünülerek konduÄŸunu merak etmiÅŸimdir. Nasıl olmuÅŸtur da yazar bu baÅŸlığı emek verdiÄŸi yazı için uygun görmüştür. Kendisimi seçmiÅŸtir, yoksa yayıncısı yazar yerine mi bu ismi uygun görmüştür…Bir sürü sonsuz soru gelir aklıma. Bir de şöyle bir hastalığım vardır. Yazar kitabın neresinde baÅŸlığını açıklayacak diye sabırsızlıkla beklerim. Zeynep Altan’ın yazdığı bu kitapta yazar baÅŸlığını bir mektubun içindeki ÅŸu satırlarda anlatıyor ya da kullanıyor:
“Her kadın önce bir hayaletle seviÅŸir! Her kadın önce bir hayaletle seviÅŸir, doktor! Erkeklerin kadın bedeninde sahip olduklarını düşündükleri masumiyetin hiç olmadığını bilmemeleri ne ÅŸaşırtıcı deÄŸil mi?”
Masumiyet avcılığı yapar mıyız bilmiyorum? Kitapta en sevdiÄŸim terim ise kesinlikle: Kitap KelebeÄŸi…. Çok zarif ve içi dolu bir kavram olmuÅŸ..
Aynı kitapta geçen Yannis Ritsos‘un bir ÅŸiiriyle bitireyim sözlerimi:
Bedeninde sessizce yaşamış olduğum şiirler,
Bir gün sen gittiğin zaman,
Seslerini benden geri isteyecekler.
Ama artık sesim olmayacak onları seslendirecek.
Çünkü alışmıştım çıplak ayakla dolaşmaya odalarda
Ve sonra yataÄŸa sokulmaya
Tüyden, ipekten ve yaban alevden bir yumak gibi.
KavuÅŸtururdun ellerini dizlerine dolayarak,
Göstererek gül rengi tozlu tabanlarını,
Uzatıp meydan okurcasına ayaklarını.
Böyle anımsamalısın derdin bana;
Böyle anımsamalısın beni kirli ayaklarımla;
Gözlerime düşen saçlarımla
Çünkü böyle daha derinden görüyorum seni.
Peki, artık nasıl olsun sesim?
Hiçbir zaman böyle yürümedi şiir
Bembeyaz çiçek açmış elma aÄŸaçları altında bir Cennetin…
Posted by TheSaint on Sep 20, 2007 in
Blog

Önce bir kafes resmi yaparsın
Kapısı açık bir kafes
Sonra kuş için
Bir şey çizersin içine
Sevimli bir ÅŸey
Yalın bir şey
Güzel bir şey
Yararlı bir şey
Sonra götürür bir ağaca
Asarsın bu resmi
Bir bahçede
Bir koruda
Ya da bir ormanda
Saklanır beklersin ağacın arkasında
Ses çıkarmaz
Kımıldamazsın
Kuş bazen çabuk gelir
Ama uzun yıllar bekleyebilir de
Karar vermezden önce
Yılmayacaksın
Bekleyeceksin
Yıllarca bekleyeceksin gerekirse
Resmin başarısıyla hiç ilişiği yoktur çünkü
Kuşun çabuk ya da yavaş gelmesinin
GeleceÄŸi olup da geldi mi kuÅŸ
Çıt çıkarmak yok
Kafese girmesini beklersin
Girdi mi kafese fırçanla
Usulcacık kapısını kaparsın
Sonra kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
Bütün kafes tellerini teker teker silersin
Yerine bir ağaç resmi yaparsın
Dallarının en güzeline kondurursun kuşu
Tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın
Ne yellerin serinliÄŸini
Ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
Otlar arasında.
Sonra beklersin ötsün diye kuş
Ötmezse kötü
Resim kötü demektir
Öterse iyi olduğunun resmidir
İmzanı atabilirsin artık
Bir tüy koparırsın usulca
Kuşun kadından
Ve yazarsın adını resmin bir köşesine.
(Çeviren: Sabahattin Eyuboğlu)
Ben yine de İngilizce’sini de koymak istiyorum. Eminim Fransızcasını tercih edersiniz ama
TO PAINT THE PORTRAIT OF A BIRD
First paint a cage
with an open door
then paint
something pretty
something simple
something beautiful
something useful
for the bird
then place the canvas against a tree
in a garden
in a wood
or in a forest
hide behind the tree
without speaking
without moving…
Sometimes the bird comes quickly
but he can just as well spend long years
before deciding
Don’t get discouraged
wait
wait years if necessary
the swiftness or slowness of the coming
of the bird having no rapport
with the success of the picture
When the bird comes
if he comes
observe the most profound silence
wait till the bird enters the cage
and when he has entered
gently close the door with a brush
then
paint out all the bars one by one
taking care not to touch any of the feathers of the bird
Then paint the portrait of the tree
choosing the most beautiful of its branches
for the bird
paint also the green foliage and the wind’s freshness
the dust of the sun
and the noise of insects in the summer heat
and then wait for the bird to decide to sing
If the bird doesn’t sing
it’s a bad sign
a sign that the painting is bad
but if he sings it’s a good sign
a sign that you can sign
so then so gently you pull out
one of the feathers of the bird
and you write yours name in a corner of the picture
(translated by Lawrence Ferlinghetti)
Posted by TheSaint on Sep 13, 2007 in
Blog
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir ÅŸeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki…
İnan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski ÅŸarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Åžayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Cahit Sıtkı TARANCI
Posted by TheSaint on Sep 12, 2007 in
Blog

1
YaÅŸamak ÅŸakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaÅŸamak olduÄŸunu bildiÄŸin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmiÅŸinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
2
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiÅŸ gibi yaÅŸanacak…
1948
3
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boÅŸ bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluÄŸu ÅŸimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
“YaÅŸadım” diyebilmen için…
Nazım HİKMET
Posted by TheSaint on Sep 4, 2007 in
Blog
Ben de deÄŸilim….
Non, rien de rien
Non, je ne regrette rien
Ni le bien qu’on m’a fait, ni le mal
Tout ça m’est bien égal
Non, rien de rien
Non, je ne regrette rien
C’est payé, balayé, oublié
Je me fous du passé
Avec mes souvenirs
J’ai allumé le feu
Mes chagrins, mes plaisirs
Je n’ai plus besoin d’eux
Balayés les amours
Et tous leurs trémolos
Balayés pour toujours
Je repars à zéro
Non, rien de rien
Non, je ne regrette rien
Ni le bien, qu’on m’a fait, ni le mal
Tout ça m’est bien égal
Non, rien de rien
Non, je ne regrette rien
Car ma vie, car mes joies
Aujourd’hui, ça commence avec toi

İngilizce tercümesi -aşağı yukarı-:
No, nothing.
No, I regret nothing.
Neither the good done to me, nor the bad;
to me, they’re all the same.
No, nothing at all.
No, I regret nothing.
It’s all paid for, swept away, forgotten;
I don’t care about the past.
With my memories,
I’ve lit a fire.
My sorrows, my pleasures,
I need them no more.
Swept away are my loves
and all their tremors.
Swept away forever.
I start from scratch.
No, nothing really.
No, I have no regrets.
Neither the good done to me, nor the bad;
to me, they’re all the same.
No, nothing.
No, I regret nothing.
Because my life, because my joys,
today, begin with you.
—————-
Listening to: Non, je ne regrette rien
via FoxyTunes