0

Acı mı sevmek?

Posted by TheSaint on Aug 31, 2007 in Blog

Â

Sevmek mi acı verir insana ,
Sevip de sevilmemek mi
Ya da sevmek acı mı demek
Acı mı sevmek yoksa..

Mutluluk ve üzüntü,
Heyecan ve ümit…

Bütün kullanılmış ya da kullanılmamış
Hiçbirşey yeterli değil sana..
Sana olan tarife ,
Hislere.

Fırtınalar beynimde
Her dakika, her saniye…
Acı kalbimde bıçaklarmış gibi
Boğulurmuşcasına ve sen hep sen aklımda..

Gittiğinden beri sensizlik ve sen içimde
Gidip gelmekten kurtulmak imkansız.
Gitmek istemek ve gidememek
Bütün gel-gitler her türlü duygu içimde
Seninle birlikte..

Kıskanmak, özlemek ,
İstemek, beklemek,
Sabr etmek ve dua etmek
Her saniye, sana!
Maalesef biçare..

İrem Gürkan

—————-
Listening to: Uc Nokta Bir – 05 – Dedilerki
via FoxyTunes

 
0

Ece BebeÄŸe Selam

Posted by TheSaint on Aug 31, 2007 in Blog

—————-
Listening to: Essence of Cinnamon
via FoxyTunes  Â

Bir yaz günü geldi aramıza.. AÄŸaçların azaldığı ve suyun çekildiÄŸi dünyamıza geldi. HoÅŸ geldin, safalar getirdin. Biraz uÄŸraÅŸtırdın anneni, aynı babanın babaanneni uÄŸraÅŸtırdığı gibi.. Biz çok sevinmiÅŸtik babanın geliÅŸine.. Uykunun tatlı cazibesi bizi kendine çağırırken bir yanda da babanın doÄŸmasını bekliyorduk. Emin’le Salih uyandırılmaları tembihleyerek uykuya dalmışlar.. Fatih bebek biraz zor gelmiÅŸ dünyaya, hatta kordonunu bile bırakmak istememiÅŸ… Ee bir kere eli verince kolunu kaptırdığından olsa gerek Fatih’i zorla almışlar bizim dünyamıza..

İlk defa amca oluyorum.. Pek birşey hissetmedim ama olsun. Yine de amca oldum..

Ece bebeğim..Sana huzur dolu bir dünya sunmak isterdim. Çocukların ağlamadığı, açlığın hüküm sürmediği, acının hiç hissedilmediği, savaşın olmadığı, mutluluğun hakim olduğu bir dünya ile karşılamak isterdik seni.. Üzgünüm(z) gücümüz buna yetmedi.

Elini uzat ve güzelleştirelim dünyayı.. Güzelliklerle donatalım kalbleri..Neşeye dost ve nefrete düşman olalım..

Ece bebek selam sana…

İlk doğan gün üstüne doğdu bile.. Hayatın sağlıklı, huzur dolu, meymenetli ve mutluluk dolu olsun!

—————-
Listening to: Essence of Cinnamon
via FoxyTunes

 
0

Sebeb-i Telif / İsmet Özel

Posted by TheSaint on Aug 21, 2007 in Blog



Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
yaprakla yağmurun aşkı meselâ
kim olsa serpilen coÅŸturuyor bizi
imreniyoruz başkalarının mahvına.
Yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
silkiniyor vuran her damlayla.

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilkönce damarlarımızda duyduğumuz çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
Bize ait olan ne kadar uzakta!

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
başkalarının düşünceleriyle değil.
“Üstümde yıldızlı gök” demiÅŸti Königsberg’li
“içerimde ahlâk yasası”.
Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?
İster gözünü oğuştur, istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa.
Girmem, girmedim mangalara
Yer etmedi adalet duygusu
içimde benim
çünkü ben
ömrümce adle boyun eğdim.
Yıldızlı gökten bana soracak olursanız
kösnüdüm ona karşı
onu hep altımda istedim.

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
tek başınayız.

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek
hepimiz, herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bir isim, hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.

 
0

Si tu savais combien je t’aime

Posted by TheSaint on Aug 19, 2007 in Blog

Â

 

Si tu savais combien je t’aime

Tu comprendrais que déjÃ

Sans toi tous les jours sont blêmes

Sans toi il n’est plus de joie

Si tu savais ce qu’est ma peine

Lorsque tu es loin de moi

Et l’amour qui se déchaîne

Rien que d’entendre ta voix

Tant de désirs me font rêver

Et ton sourire me laisse espérer

Le grand amour la folle ivresse

De mourir au plaisir de tes caresses

Regarde moi au fond des yeux

Ne vois-tu pas qu’ils sont malheureux

Il suffirait que tu sois mienne

Quel bonheur en mon cÅ“ur quoi qu’il advienne

Si tu savais combien je t’aime

Comme c’est bon d’être amoureux

Car la vie n’est plus la même

Quand on peut la vivre à deux

 

Christian Adam

—————-
Listening to: Pink Martini – Tempo Perdido
via FoxyTunes

 
0

Kayıp Su Damlası

Posted by TheSaint on Aug 17, 2007 in Blog


 

Uzun bir sessizliğin ardından peki deyişin ve boşvermişliğin, dalgın gözlerin

ve sen!

Bir yaz rüzgarının terlettiği tenlerde kış ayazıyla donmuş bir damla hüzün, bir damla keyif gibisin

O utangaç ve kısık sesle söylediğin cümle; Döndüğün için çok mutluyum..

Bir anda başlasın sözcüklerle sevişmemiz..

Kızarmış gözlerde akmakla akmamak arasinda kalmış sevinç ya da matem icin sırasını bekleyen gözyaşı damlamsın

Böyle hissettim şu an..

Dostoyevski romanından fırlamış Anna Kararina gibi

Gece ağır biz ise yağmur bulutu kadar yüklüyüz..

Bilmem ki hangi şimşek meyveye durduracak filizleri ve ümitleri.

Usulca dudaklarını kıpırdatıp söylemekle söylememek arasında bir sesle hangi şimşek olacak dersen..

Ben de bilmiyorum!

İlk adımını nasil atacağını bilmeyen bir bebek gibi çaresizim.

Dudağımda kelimeler ve kulağımda rüzgarin sesi…

ÅžimÅŸek icin bir kıvılcım lazımsa Promete’yi beklemek mi gerek yoksa yüreklerimizdeki fırtınayı ödünç verelim mi bulutlara?..

Nuh tufanı kopsun kurumuÅŸ gönüllere çatlak dudaklara çoraklaÅŸmış tenlere…

Sarmaşıklar ağaçları sıkıca sararken ve damlalar damlalara karışıp sel olurken, biz kendi fırtınamızda bir su damlası kadar masum olalım!

Masum kim, masumiyet ne damlalar damlara karışmak isterken fırtınanın şiddetinde..

İlk buldugumuz nehire karışalım bütün çamurlara ve bütün yapraklara inat birbirimizden hiç ayrılmayalım.

Biz tek bir damlanın içinde kalalım.

Damlamız dünyamız olsun, fırtınalar koparken dünyamızda bir irem bağı hayat bulsun.. Hasat zamanı gelene kadar bekleyelim..Bağ bozumunda üzümlerimizin damlalarından şarap yapalım

Şarabımızı içen her yudumda bir hikaye dinlesin..

Her zerre biraz keder biraz mutlulukla dolu olsun.

Her zahmet bir tutam rahmet versin.

Ve şarap kanımız olsun

Ve senin gözlerinin ışığı ısıtsın damlamızı

Öyle bir rayiha salsın ki damlamız bunu duyanlar bizim aşkımızı anlatsın. Öyle yanık öyle içten öyle samimi..

Dile gelirken kelimeler anlatanlar neresi başı neresi sonu unutsun.

Tuba ağacı gibi kökü neresi dalı neresi arayıp dursunlar..

Günese çıkan her harfte hikayemiz kök salsin bütün huzur bulmuş ruhlara.

Biz ağaçta tekrar meyvaya duralım ilk nevbaharla

Bir kuÅŸ gelsin

Bir tutam alsın benden

Bir hamlede beni senin içine koysun

Sanki hic akmamış gibi tekrar bulusalim..

Hiç gorüşmemiş, hiç tanımamış gibi hiç koklamamış, hiç dokunmamış gibi bir daha bir daha..

Erguvanlar açınca biz bir daha meyvaya duralım.

Baharatlı bir meyva verelim. Babil’den koparılmış gibi..

Büyülü notalarla yapılmış bir beste gibi..

Ya da yumuÅŸak bir inci gibi parlak olsun

Zeytin kadar eski ve nar kadar bereketli …

İncir kadar tatlı ve kevser şarabı kadar sarhoş etsin herkesi.

Her aldığımızda bu lokmayı ağzımıza adem ve havva kadar masum olalım

Cennette bulalım kendimizi bizim saatlerimiz olsun..

Dakikalar bizim, saliseler bizim..

Biz yine doÄŸalım yeniden bütün günahlarımızla ama melekler kadar saf ve temiz…

İlk hayal ettiğimiz kadar aynada parlasın yüzlerimiz..

Nefesimiz, nefsimiz ve biz…

Copyright © 2010 Serendipity All rights reserved. Theme by Laptop Geek.