Posted by TheSaint on Mar 27, 2007 in
Blog

Can’a elif düşende canan olur bilmeden,
Beden nar bulur kül olur bilmeden,
Kül’e ma düşer ya kemal olur ya da çiğ bilmeden,
Zümrüd-ü Anka doğar ya külden ya kemalden bilmeden,
Gün gelir Anka’ya bedenim dar gelir..
Bir seher de “azad et beni” der bilmeden.
A benim öpmeye kıyamadığım bilmez misin?
Bendeler azad edilir..
Azadlık ne gezer efendi kim, bende kim bilmeden..
Gidene yol düşer, kalanın hali sormadan
Giden götürür hürriyet içre esaretini bilmeden..
Canan derdine düşende kim sır kim sırça bilmeden..
Bilmez misin her gidişinde bir yanımız sevinir, üzülür öbür yanım
Bir yanım yanar, üşür öbür yarımız
Öbür yanımız güler, ağlar bir yanım!
Ankam! efendi de sensin, bende de…
İster azad et, ister esir ol..
Her ikisi bizim demimiz..
EÄŸer gidersen, sessizce git bana bildirmeden..
Sonbaharda giden leylekler gibi,
Seherde balıkçı tekneleri gibi,
Bahar dalının çiçekleri gibi
Kıyıdan çekilen dalgalar gibi,
Öyle git ki.. ne yokluğunu ne de varlığını bilsin canım!
Var bilsin bir yanım ama yokluğun bilmesin öbür yanım,
Yok diye bileyim seni ama sen varlığınla sar beni..
Ruhumu ruhunda erit..
Bedenimi sözlerinde..
Düşlerimi gözlerinde erit…
Canan’dan elif düştü,
Canan can oldu bilmeden…
Posted by TheSaint on Mar 26, 2007 in
Blog

Beni, gözlerin götürür
Gözlerin
AÅŸkla, acıyla…
Kuşatmışlar
Sesimi, soluÄŸumu
KesilmiÅŸ
Tuz-ekmek payım
Vurgunum
Ve darda,
Gözaltındayım.
Dal, kor keser
Penceremde açarsa
KuÅŸ, vurulur
Üzerimden uçarsa.
Ve hal böyle böyle,
Yol bu yöndeyken
Gelir,
Ki her geliÅŸinde
Daha da içten
Gelir,
Soluk soluÄŸa
Benim olursun.
Amansız sarmasında
Kollarımın
Esrik,
Çığlık çığlığa
Erir, kar gibi vücudun…
Nicedir,
Kahpe ağzında
Bir salgın,
Bir deprem gibi künyemiz.
Nicedir,
Başımıza zindan dünyamız.
Biz ki
Yarınıyız halkın,
Umudu, yüzakıyız,
Hıncı, namusu…
Şafakları,
Taa şafakları
Hey canım,
Kalbim
Dinamit kuyusu…
Ahmet Arif
Posted by TheSaint on Mar 22, 2007 in
Blog

Kapat gözlerini duyma hiç bir sesi,
Ne beynini ne de aklını,
Yüreğinin ve gönlünün çığlıklarını izle..
Aldığın kokuyu takip et..
Havada aÅŸk kokusu, baharat kokusu,
Yağmur sonrası toprak kokusu,
Adalarda baharda mimoza kokusu,
Soframdaki ekmeÄŸin kokusu,
Tenindeki terinin kokusu,
Hasat sonrası buğday kokusu var..
Bir rüya bu..bir koku bu..
Dokun bana ellerinin tadı geçsin ruhuma
O dokunduğun parçayı ne kadar kaldıysa ömrüm
Sonuna kadar saklayayım.
Ne zaman seni çekse gönlüm
Ne zaman seni arzulasa ruhum
O bir tutamla oynayayım..
Uzat elini, alıver sinemdeki kasveti, gamı, kederi.
Bir annenin çocuğunun elini tutuşu gibi
Bir doktorun hastayı iyi edişi gibi
Bir aşığın çiçeği sevişi gibi..
O ellerinle bir avuç su ver bana
Ab-ı hayat olsun ama..
Gerçi ne gelirse senden yana..
Ölümlü de olsa sonsuzluk bana…
Posted by TheSaint on Mar 20, 2007 in
Blog

Oturmuşum deniz kıyısına bir türkü tutturmuşum,
Ne notasını, ne bestesini ne de güftesini biliyorum.
Ama ağır mı ağır, hiç bir şey bilmeden,
Hüzünü hissediyorsun.
Dayamışım kafamı buğulu soğuk cama bir cigara tüttürmüşüm,
Ne tütününü, ne cinsini ne de içmesini biliyorum.
Ama ciÄŸerlerime öyle doluyor ki …
Keyfini hissediyorsun.
Ağlamışım karanlık bir gecede hıçkırıklar içinde
Ne niye ağladığımı ne kime ağladığımı biliyorum.
Ama her gözyaşı bir damla zehir olup akıyor,
Kan damlıyor gözlerimden..
Acıyı hissediyorsun..
Dalmışım gözlerine akşamüstü bir dağ başında
Dünyalar görüyorum içinde, alemlere dalıyorum.
Ama kalbime bakıyorsun, ruhumu süzüyorsun.
Sevgiyi hissediyorum…
Posted by TheSaint on Mar 18, 2007 in
Blog

Karanlığımı ışıkla boğdum,
Endişelerimi kavuşmak ümidiyle,
Kabuslarımı hayalinin aydınlığında unuturken,
Sessizliği sesle öldürürken;
Ben sensizliği ne yapacağım?
Söyler misin fesleğen kokulum..
İşte o mumun aydınlattığı soluk ışıklı odada,
Dalga seslerine Poyraz’ın uğultusunu katık yaparken,
Tahta koltuğun gıcırtısına, sobadaki odunun çıtırsına
dalıp seni düşündüm…
Sende ben baharda yağmur sonrası
çıkan gökkuşağı gülüşünü,
Kız kulesi kadar nazlı duruşunu,
Üsküdar’da gün batımı kadar göz alıcı bakışını seviyorum.
Sende ben Hisar’da açan Erguvanlar gibi tazeleyen buseni,
Piyer Loti’de dolaşan kediler gibi içtenliğini,
Sokaktan alınmış bir kestane kadar sıcak sohbetini seviyorum.
Binbir gece masallarından alınmış bir hikaye kadar gizemli kelimelerine dalmayı,
Ellerinin arasında sıcak bir buz gibi eriyip kaybolmayı,
Nefesinle nefsimi yakmanı seviyorum.
Sende ben ümidi,
rüyalarımı,
geleceÄŸi,
gündüzleri,
geceleri,
cenneti,
cehennemi,
hatta araf’ı,
gün doğumunu,
gün batımını,
göz yaşını,
hüzünü,
kederi,
neÅŸeyi,
insana ait olan herÅŸeyi seviyorum.
Sende ben seni seviyorum, seni İstanbul kadar seviyorum….