Posted by TheSaint on Feb 28, 2007 in
Blog
Prevert için bir sürü şey anlatmak mümkün.. Ben bir cümleyle şöyle özetlerim: II Dünya savaşının karmaşasını yaşamış ve hayattaki her dakikanın anlamını, değerini bilen bir şairdir.

This Love
This love
So violent
So fragile
So tender
So hopeless
This love
As beautiful as the day
And as wretched as the weather
When the weather is wretched
This love
So real
This love
So beautiful
So happy
So joyous
And so ridiculous
Trembling with fear
Like a child in the dark
And so sure of itself
Like a tranquil man in the quiet of the night
This love
Which made others afraid
Which made them gossip
Which drained the colour from their cheeks
This love
Watched for
Because we watched for them
Snared, wounded, trampled, finished, denied, forgotten
Because we snared, wounded, trampled, finished, denied, forgot it
This love
Entire
Still so alive
Shining
This is yours
This is mine
This love
Which is always new
And which never changes
Real like a plant
Quivering like a bird
Warm and as alive as the summer
We can both
Go and come back
We can forget
And fall asleep
And wake up
To suffer old age
Fall asleep again
To dream to death
Awake
To smile and laugh
Young again
Our love endures
Obstinate as a mule
As alive as the desire
As cruel as the memory
As stupid as the regret
As tender as the memory
As cold as marble
As beautiful as the day
As delicate as an infant
It watches us
Smiling
And speaks to us
Without saying a word
And I
I listen to it
Trembling
And I cry
I cry for you
I cry for myself
And I beg you
For yourself
For me
And for all those who love
And who are loved
Yes
I cry to it
For you
For me
And for all the others
I do not know
Stay there
There where you are
There where you were before
Stay there
Don’t move
Don’t go away
We who are loved
We have forgotten you
Do not forget us
We had only you on this earth
Do not let us grow cold
Further and further away every day
It doesn’t matter where
Give us a sign of life
In a nook in the woods
In the forest of memory
Suddenly arise
Take us by the hand
And save us
Posted by TheSaint on Feb 27, 2007 in
Blog
Pazar sabahı kalkan uçağım karlı bir Pazar günü Chicago Uluslararası O’hare Uluslararası Havalimanına indi. Pasaport kontrolü ve kısa bagaj bekleyiÅŸinden sonra havalimanından çıkışa ulaÅŸtım. Bir telefondan önceden ayarladığım servis aracına nereden bineceÄŸimi öğrendim. Havalimanından dışarı çıktığımda dışarıdaki dondurucu soÄŸuÄŸu ve karı gördüğümde hiç de ÅŸaşırmadım. Chicago’ya gelmeden havanın böyle olacağını öğrenmiÅŸ ve bütün herÅŸeyimi buna göre hazırlamıştım. 5 dakika içinde beklediÄŸim servis geldi. Siyah bir Lincoln’un içinden gayet kibar ve olgun bir beyefendi indi. EÅŸyalarımı koyup hızlıca yola çıktık. Bir saat içinde otele geldik. Odama yerleÅŸtim. Onbir buçuk saat yolculuktan sonra iyi olduÄŸumu söylemem zordu doÄŸrusu. Beni bekleyenlere haberleri verdikten sonra kendimi sokaklara attım. Güzel bir akÅŸam yemeÄŸinden sonra Chicago’nun Michigan caddesinde yürüdüm. Kısa kafe molaları ve dinlenmeden sonra otele döndüm. Oscar ödül törenini canlı seyrederek gecemi tamamladım.
Sabahın ilk ışıklarıyla kendimi sokaklara attım. Kahvaltımı limonlu haşhaşlı kek ve Americano kahve içerek yaptım. Ardından günümün büyük kısmını Powell kitaptıcısında ve muhteşem bir yerde geçirdim.
Art Institute of Chicago muhteşem bir durak.. Bu kadar güzel bir kolleksiyon görmemiştim. İpek yolu sergisi, Mitsubishi bankasının desteklediği Uzakdoğu sergisi, Africa, Güney Amerika ve Avrupa sergisi muhteşemdi.

Bu kadar güzel ve bu kadar hoÅŸ bir dünya resim sergisi gezmemiÅŸtim. Cezanne’dan Picasso’ya sergisinin güzelliÄŸini kelimelerle anlatamam. Sesli rehberlik yapan küçük elektronik aletlerle ressamların ekolleri ve eserleriyle ilgili ÅŸiirler ve hikayelerin anlatıldığı, dolu dolu bir geziydi.

Onlarca fotoğraf çektim. Döner dönmez sizlerle paylaşacağım. Ama şimdilik sizi teskin etmek için size şu sayfayı tavsiye edeceğim.
Posted by TheSaint on Feb 27, 2007 in
Blog
Rüya gibi bir yer.. Kalabalıklar içinde.. Göz önünde olmayan ama sevdiÄŸin birisi varsa.. Gözlerini kapatınca görmek istediÄŸin ancak açtığında yine aynı kalabalık içinde bulamadığın…SoÄŸuk ve rüzgar her geçisinden sertçe ve haÅŸince öperken yüzümü, birden uzaklardan bir koku duydum..Onlarca ve düzinelerce kokunun arasında soÄŸuktan donmak üzere olan burnum bir koku aldı. Adımlarım hızlandı.. O rüzgarda saçlarını savururken aldığım kokuyu aldım yine..Senin kokunu…

Kalabalıklar içinde kokunu takip ettim.. Sadece dalgalanan ve nota nota değişen kokunu takip ettim. O senin sandığım kokuda gülüşünü, gözlerini ve seni aradım.
KoÅŸtum ama yakalayamadım.. Birden kayboldu.. Birden kayboldun.. Yine kalabalıklar içinde yalnızdım…
Gecenin içinde aceleci kalabalıklar hızlı adımlarla yanımdan uzaklaşırken ümitsizce yürüdüm, yürüdüm…
Posted by TheSaint on Feb 23, 2007 in
Blog
Dedin ki bana senin için resim yapmak istiyorum.
Benim için bizim oralardaki gün batımının resmini yapabilir misin sevdiğim?
Güneşin batışını ve o kırmızının yanan, yakan renklerini çizebilir misin?
Yaprakları dökülmüş ağaçların arasında filizlenen bahar çiçeklerini, bademleri, erikleri çizer misin?
Benim için gelecekteki güzel günlerin resmini yapar mısın?
Karakalem ya da yağlıboya hiç farketmez benim için, senin gözlerinin değdiği bir şey olsun yeter !
Öyle muazzam manzaraları çizeceğim diye uğraşma sevdiğim, benim için gözlerini çiz yeter!
Ama benim için benden birşey yapacaksan eğer,
seni gördüğüm andaki yüzümün ifadesini, kalbimin halini, ruhumun ferahlığını çizer misin?
Kalbimin atışının, yüreğimin yangınının, sen olmayınca katmerleşen yalnızlığımın resmini yapar mısın?
Ahh Mona Lisa, sen, mutluluÄŸun resmini yapabilir misin ?

Nazım da Abidin Dino’ya şöyle sormuÅŸ:
sen, mutluluÄŸun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren
melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne
mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın
ne de
al çeperli elmanın
1961 yaz ortasındaki küba’nın resmini yapabilir misin?
çok şükür, çok şükür
bugünleri de gördüm
ölsem gam yemem gayrinin
resmini yapabilir misin üstad?
Nazim Hikmet

Abidin Dino şöyle cevap vermiş:
Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna’nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
Hasretle kucaklayabilseydim
Seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
Kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik meserret kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
O günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
Anılarda kalan.
Ve dolaÅŸsaydık Türkiye’yi
Bir baÅŸtan bir baÅŸa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.
İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya…
Abidin Dino
Posted by TheSaint on Feb 22, 2007 in
Blog

I dream of rain
I dream of gardens in the desert sand
I wake in vain
I dream of love as time runs through my hand
I dream of fire
Those dreams that tie two hearts that will never die
And near the flames
The shadows play in the shape of the mans desire
This desert rose
Whose shadow bears the secret promise
This desert flower
No sweet perfume that would torture you more than this
And now she turns
This way she moves in the logic of all my dreams
This fire burns
I realize that nothings as it seems
I dream of rain
I dream of gardens in the desert sand
I wake in vain
I dream of love as time runs through my hand
I dream of rain
I lift my gaze to empty skies above
I close my eyes
The rare perfume is the sweet intoxication of love
I dream of rain
I dream of gardens in the desert sand
I wake in vain
I dream of love as time runs through my hand
Sweet desert rose
Whose shadow bears the secret promise
This desert flower
No sweet perfume that would torture you more than this
Sweet desert rose
This memory of hidden hearts and souls
This desert flower
This rare perfurme is the sweet intoxication of love
Sting