Yavaşca kalkılır, sikke kesilir, boyun bükülür. Edeb ile eller öpülür. Vuslat zamanı gelmiştir. Maşuk’un Aşuk’a kavuşma vaktidir.

Bu gece yine Şeb’i Aruz! Eski takvimler 5 Cemaziyelahir’i gösterdiğinde Mevlana’nın Mevlasına kavuştuğu gündür. Evvel bir olup bu gece tek olma vaktidir!

Dinle sözümü sana direm özge edadır
Derviş olana lazım olan aşk-ı Hüdadır
Aşıkın nesi var ise Maşuka fedadır
Sema sefa, cana şifa, ruha gıdadır…

Derviş gönüllü olmak herkese kısmet olmaz. Sözü bir sırla keselim ! Yanan yüreğe ve ümitsiz gönüle kısmetince fer verelim.

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.
Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir.
Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir..
Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.
– Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmıtamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:
– Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.
Dervişlik bu… Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş.
Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz.
Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar.
Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:
‘Kabak aşağı, kabak yukarı.’
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir.
Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ort asına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır.
Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.
Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:
– Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
– Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!

Share

The same sun – Chris De Burg

I cannot sleep tonight, I have you on my mind,
Even the wind is calling your name,
Though you are far away, I feel that you are near,
Whispering words from over the sea,
And if you wake in your night, remember that I will be here;

And like the same sun, that’s rising on the valley with the dawn,
I will walk with your shadow and keep you warm,
And like the same moon, that’s shining through my window here tonight,
I will watch in your darkness, and bring you safely to the morning light.

Where there is love like this, forever, for all time,
I will be there, wherever you lie,
And where there are hearts that live together in one soul,
Nothing on earth will keep us apart,
And if you’re crying inside, remember that I will be here;

And like the same sun that’s rising on the valley with the dawn,
I will walk with your shadow and keep you warm,
And like the same moon that’s shining through my window here tonight,
I will watch in your darkness, and bring you safely to the morning light;
I Love you, I love you, I love you;

And if you’re crying inside, remember that I will be here;

And like the same sun, that’s rising on the valley with the dawn,
I will walk with your shadow and keep you warm,
And like the same moon that’s shining through my window here tonight,
I will watch in your darkness and bring you safely to the morning light;

Same sun, same moon,
Same sun, same moon,
Same soul, same heart,
Same World, same stars – you will be forever in my world;

Same sun, same moon,
Same sun, same moon,
Same soul, same heart, oh, I love you I love you I love you,
Same world, same stars – you will be forever in my heart.

Share

Sessizce keşke demek

Keşke ile başlayan ne cümleler kurdum bir bilsen!
Ne geceler vardı, ben uzun uzun olmasını istedim.
Ne şaraplarım vardı, tadı hiç bitmesin istedim.
Yıldızlara dokunduğum geceleri özledim.
Gün yüzünü bana döndüğünde ben olduğum anları özledim.
Gülmenin neşeme bin dem kattığı anları
Zamanın senin kokunu taşıdığı dakikaları
Ağlarken başımı göğsüne bastıran o merhameti,
En masumunuz ilk taşı atsın diyen vicdanı,
Soğukta elime dokunan sıcaklığı,
Yalnızlığıma son veren ruhun yarenliğini,
Karanlıktaki ışığı ve izini süren ateşböceğini özledim….
Hep istedim..
Diledim ki.. .
Sen kısık ışıktaki odamdaki bir nağme ol!
Hüzmeli ışık ol harflerime düş ki sayfamı ve yolumu göreyim…
Bir gün mürekkep oldum kaleme
Bir masal yazmak için
Kalem kelama dönsün diye
Her kelam bir ses olsun..
Kelimeler taşısın benim bütün sevdamı diye.

Keşke dedim sussaydım..
Hiç olmasam ve hiç durmasam…
Hep sussam..
Sessizliğe rehin verseydim..dudaklarımı
Veremem ki …sabah buğum
Her kelime
Her hece
Her harf zincir olmuş seninle bana…
Her kelimelin başı sen sonu ben
Her harfin bir ucu sende bir ucu bende
O harfe tutunmak,
Yasemin kokulum !
Hayata tutunmak,
Ümit denizine dalmak,
O harfe tutunmak ,
Dudaklarında ölmek,
Gamzende gülmek,
Yoksa harfler biterse diye korktuğumdan değil
Korkum sessizlikten..
Ben harfin ucuna dokununca senin eline dokunuyorum..
Dudaklarını hissediyorum..
Benim korkum sensizlik…
İşte koca gecede budur sessizlik..
Eksik hecem
Eksik harfim
Eksik hikayem
Eksik masalım..

Bütün sessizliğim sensizliğimse eğer…
Sabah yelinde yanayım
Rüzgarda akan göz yaşı damlan olayım..
Sönen mumun  son dumanını bulayım
Benim sensizliğim sessizliğim….
Yanık nağmenin son notası…
Sen sessizce haykır..
Çığlığının bütün harfleri sessiz olsun..
Ben kalbimde koyarım bütün ünlülerini…
Ruhumda yarım kalan nefesimle her heceye sessizce seni söyletirim sevdiğim!

Share