Apr 21, 2014 - Blog    No Comments

Tanrım beni yavaşlat

Dalgalar

Tanrım beni yavaşlat

Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir.

Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele.

Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.

Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için

yavaşlamayı, güzel bir köpek ya  da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.

Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat.

Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan daha çok önemli şeyler olduğunu bileyim.

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.

Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.

Beni yavaşlat Tanrım!

Ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.

Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.

Ve hepsinden önemlisi.

Tanrım,

Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret,

Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır,

İkisi arasındaki farkı bilmek için akıl ver.

Hitit dönemine ait bir duvar yazısından

Share
Mar 30, 2014 - Blog    No Comments

Muleta

Burning sky

Geçtikti bir gün hani
Ormandan ve aydınlıkların fısıltısından
Kenti görmeye gittikti yağmurda
Yürüdüktü dar sokaklarda saatlerce
Girdikte sonunda yanık yağ kokulu
Çinko tezgahlı bir meyhaneye
Göz göze geldikti sevimsiz bir papağanla
Demiştin o gün bana, anımsıyorum
Ah, acısız boğulabilir insan.

Eylüldü, mavi donemiydi sanki Picasso’nun
-Denize inen atlılar-
Sonra Guernica ve
‘Chat et oiseau’
Yıl bin dokuz yüz otuz dokuz
Yas içinde bütün dünya
Şehirler yanmış yıkılmış
Gördüktü ne kadar yorgun
Ne kadar çaresizdi Isa
Ve demiştin bir gün, anımsıyorum
Mutsuzluk da boğabilirmiş insani
Bir gün, akşama doğru, alacakaranlıkta.

Başını menekşeye koydu, uyudu
Bir güvercin çalılığın orada
Hani
Görmeye gittikti güneşli günde
Parkı ve ördekleri
Yıllarca sonra. Savaştan
Ekmek kırıntıları attıktı havuza
Bir elim omzunda seyrettikti uzun uzun
Dünyayı ve çiçekleri
Nedense durgunlaşıverdindi bir ara
Çok değil, en fazla bir kaç dakika
Ve dedindi, mutluyken de boğulabilir insan.

İlkyazları sevmiyoruz artık, yaşlandık da ondan mı
Aşkımızı seyrediyoruz sanki uzaktan
Oysa yok biten bir şey aramızda, yok da
Hep aynı kalmıyor ki yakın duygular
Demiştin bunları bir bir, anımsıyorum
Mutlu da olsa insan mutsuz da
Her an yeniden yaratabilirmiş kendini
Demiştin, bir sabah, bir başka aşkla.

Sen ölüm !
Seni hiç düşünmeden yaşadık
Seni hiç düşünmeden yaşayacağız bundan sonra.

Edip Cansever

Share
Feb 3, 2014 - Blog    No Comments

Sanat herşeyin çaresi

Sağdan ve soldan okuduğum bir sürü sanat haberini paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz.

İlk çalışma Selçuk Yılmaz tarafından 4000 parça metalden yapılmış aslan ismi verdiği heykel. 250 kg ağırlığındaki bu eser gerçek bir aslan realistliğini sergiliyor. Ben çok beğendim.

Kaynak

7-new

 

selçuk-yılmaz-aslan-heykeli-4

 

İkinci çalışma James Doran Webb tarafından yapılan heykeller. Denizin bağrından kopup gelen ahşap malzemeyle üretilmiş atlar ve diğer hayvanlar görenleri büyülüyor. Sanatçının sitesinde farklı çalışmalarını da inceleyebilirsiniz.

fft22_mf1928445

fft22_mf1928442

fft22_mf1928444

 

Son olarak farklı bir çizim tekniği kullanan Heather Hansen‘in dansla çizimi birleştiren videosunu beğenilerinize sunuyorum.

Heather Hansen – Emptied Gestures from Heather Hansen on Vimeo.

Kaynak

Share
Pages:«123456789...177»