<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Serendipity</title>
	<atom:link href="http://www.salihbicakci.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.salihbicakci.com</link>
	<description>Beklenmeyen köşede karşınıza çıkan dost!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Mar 2010 22:10:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kadınlarımız</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/kadin</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/kadin#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 21:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/kadin</guid>
		<description><![CDATA[8 Mart bir yana kadınlar ne olduklarını tanımlayamadığımız varlıklarımız&#8230;Annemiz, kız kardeşimiz, teyzemiz, halamız, kuzenimiz, yeğenimiz, eşimiz, dostumuz&#8230;herşeyimiz&#8230;Adını koymak zor..Biz erkeklerin anlayamadığı bir düzlemde ve farklı algılarla hayatı okuyorlar ve anlıyorlar. Bütün bu tanımsızlıklar içinde onlara gereken önemi vermediğimizi biliyorum. Bir günde olsa onlar için hayatın yaşanabilir olmasını diliyorum. Nazım&#8217;ın şiirinde kadın şöyle tanımlanmış:
Kimi der ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>8 Mart bir yana kadınlar ne olduklarını tanımlayamadığımız varlıklarımız&#8230;Annemiz, kız kardeşimiz, teyzemiz, halamız, kuzenimiz, yeğenimiz, eşimiz, dostumuz&#8230;herşeyimiz&#8230;Adını koymak zor..Biz erkeklerin anlayamadığı bir düzlemde ve farklı algılarla hayatı okuyorlar ve anlıyorlar. Bütün bu tanımsızlıklar içinde onlara gereken önemi vermediğimizi biliyorum. Bir günde olsa onlar için hayatın yaşanabilir olmasını diliyorum. Nazım&#8217;ın şiirinde kadın şöyle tanımlanmış:</p>
<p>Kimi der ki kadın<br />
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.<br />
Kimi der ki kadın<br />
Yeşil bir harman yerinde<br />
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.<br />
Kimi der ki ayalimdir,<br />
Boynumda taşıdığım vebalimdir.<br />
Kimi der ki hamur yoğuran.<br />
Kimi der ki çocuk doğuran.<br />
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.<br />
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.<br />
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,<br />
Hayat arkadaşımdır.</p>
<p>Bir de Güldünya&#8217;lar var, hayatımızda&#8230;<br />
Güldünya&#8217;yı unuttunuz mu, bilmiyorum. Unutmamanız için Güldünya&#8217;ya mektuplardan en güzel olanını beraber okuyalım.<br />
<img class="alignnone" src="http://yeni.pusula.tv/modul_haber/resimler/pslxyzytrtyytr/456456.jpg" alt="" width="490" height="365" /><br />
<strong>Sevgili Güldünya,</strong></p>
<p>Sen daha önce hiç mektup aldın mı? O kısa hayatına kaç mektup sığdırdın? Senin hayatın mektuplara sığar mı, Güldünya? Dünyada şiddete maruz kalan tüm kadınlar, aslında aynı ülkede yaşar. Bu ülkenin sokaklarında, yara izlerini örtmek için makyaj yapmış kadınlar dolaşır. Sokakta karşılaşan her kadın, kendinden bilir o boyanın altında ne olduğunu. Bu maskeye sadece bu ülkenin çorak topraklarında yetişen erkekler kanar. Bu erkekler yaralar açar, yaraları kapatmak için yapılan makyaja tapar. Erkeklerin arasında, bir kadının yaraları tekrar tekrar böyle kanar.</p>
<p>Bu ülkede sokağa çıkabilen kadınlar, her akşamüstü karanlık çökmeden eski bir oyunu oynar, Güldünya. Hava kararmadan eve dönme oyununu herkes çocukluğunda öğrenir, ama sadece kız çocukları hayat boyu oynamaya devam eder. Oyunun kuralları, hileleri, müzik kesildiğinde sandalyeye oturma oyununu hatırlatır. Müzik kapandığında, hava karardığında açıkta kalınmamalıdır. Müzik kesildiğinde oturmaya hazır olmak için nasıl bir sandalyeye yaklaşılır, etrafında oyalanılırsa, kadınlar da havanın kararacağını anladıklarında apar topar evlerinin olduğu mahalleye döner. Kadınlar aceleci adımları müziğe uymadığı için durdurulamaz. Mahalleden ayrılmayıp oyunbozanlık yapanlar suçlanamaz. Kadınlar bu oyunu karanlıktan korktukları için oynamaz, Güldünya.<br />
Işık kapatıldı; sokaklar karanlık şimdi. Eve dönemeyen kadının yarın daha çok makyaj yapması gerekecek. Bu evlerde her akşam toplanılır. Konuşulmaz, sadece nefes alınır. Bu gürültülü solumalardan, sessiz iç çekişlerden evlerin camları buğulanır. Buğulanan camlara kadınlar sevdiklerinin isimlerini yazmasınlar diye &#8220;yarın yapılması gerekenler&#8221; yazılır. Ertesi gün pencereden sokağa bakmak isteyen kadına yapılması gerekenler engel olur. Hep yapılması gerekenler bitmeden akşam olur, yine toplanılır, yine nefesler alınır. Artık sevdiklerinin ismini camın buğusuna yazmak kadınların aklından geçmez.</p>
<p>Camlarında kuralları yazılı bu evlerin camları silinmez, pencereleri açılmaz; içerisi havalandırılmaz. Kadınlar her gün yakınlarının nefesleriyle boğulur. O kadar çok penceresiyle bu ev, sokağı görmeyen dört duvar olur. Evlerin duvarları incedir, bu duvarları geçebilen yine de sadece sestir. Komşu kadının çığlığı televizyon sesiyle bastırıldıktan sonra uyunabilir. Bu evlerde uyuyabilmek için, önce vicdanı uykuya yatırmak gerekir. Güldünya, burada da, her gece kadınlar uykuya dalar. Rüyalarında yaralarını yamar. Ama aslında üstünde incecik örtüyle, olası katilinin yanında savunmasız yatar. Bu ülkede de, birisini öldürmeden kimse katil diye anılmaz. Belki bu yüzden kadınlar öldürülene kadar katillerine koca, baba, ağabey, dayı, amca demek zorundadır. Bu evlerde geceler, gündüzler, yıllar geçer. Zaman içinde, havalandırılmayan evin kokusu, evde en çok zaman geçirmek zorunda kalanların; kadınların üstüne siner. Kadınlar üstlerine sinen bu koku yüzünden evin dışındayken bile evi unutamaz. Yakınlarının nefeslerinin kokusu burnundayken, nefesleri de ensesinde gibidir. Bu yüzden kadınlar evin içinde; onların gözü önünde nasıl davranıyorsa, evin dışında da öyle davranmak zorundadır. Kadınlar üstlerinde evin kokusuyla fazla uzağa gidemez. Kokuyu tanıyanlar onu ele verir. Bu koku yüzünden Bitlis-İstanbul arası 1505 km. olmaktan çıkar. Bu ülkede hiçbir yer o kadar uzak olamaz.<br />
Ve Sevgili Güldünya, bu ülkedeki kadınlar hiç mektup almaz. Çünkü onlar kimsenin &#8220;sevgili&#8221;si olmaz. Sen, Güldünya? Sen daha önce hiç mektup aldın mı?<br />
Güldünya, ağabeylerin yol ortasında seni neden kalçandan vurdu? Kuzeninin kocasının sana tecavüz etmesinden, kalça hareketlerini sorumlu tuttukları için mi? Tecavüzden geriye kalanı, evlenmeden bu kalçaların arasından doğurduğun için rni? Ağabeylerin seni neden vurdu, Güldünya? Sağ kalçanı kim kanattı, Güldünya? Bedenini yağmalarken onu sıkıca kavrayan akraban mı, yol ortasında oraya kurşun sıkan ağabeyin mi, yoksa hastanede orayı sarıp sarmalayıp korumayanlar mı? Güldünya, kim canını daha çok acıttı?</p>
<p>Annen mezarının başında sadece senin için mi ağladı, Güldünya? Bir anne kızının katiline her gün yemek hazırlamak zorunda kalır mı? Silahı verenle koyun koyuna yatar mı? Bir anne için kurbanla katili aynı karında taşımış olmak, yeterince ağır bir yük değil mi? Annen mezarının başında kimin için ağladı, Güldünya?<br />
Sadece senin canın mı yandı, Güldünya? Başka kimler, aynı evde yaşadıkları için katillerine yakalandılar? Kimler tanıdık bir yüz olduğu için katillerini tanıyamadılar?<br />
Alicia Aristregui, İspanya. 2004. Ayrıldığı kocası tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Birgül Işık, Elazığ. 2005. Katıldığı televizyon programında şiddet gördüğünü söylemesinin ardından, sokakta oğlu tarafından öldürüldü.<br />
Cheagh Rooteh, Irak. 1993. Yabancı bir adamla konuştuğunu gören babası tarafından öldürüldü.Çiğdem İnce, İzmir. 2003 Evlilik dışı hamile kaldığı için ağabeyi tarafından öldürüldü.Dilber Kına, İstanbul. 2001. Erkeklerle gezdiği için babası tarafından baltayla öldürüldü. Evrim Sarıçiçekler, İstanbul. 2005. Ailesinin karşı çıktığı birisiyle evlendiği için ailenin görevlendirdiği birisi tarafından öldürüldü.Fadime Şahindal, İsveç. 2002. İsveçli bir genci sevdiği için babası tarafından öldürüldü, Güldünya Tören, İstanbul, 2004.Hatun Sürücü, Almanya, 2005. Zorla evlendirildiği akrabasından boşandıktan sonra bir “Alman gibi&#8221; yaşadığı için sokakta ağabeyi tarafından öldürüldü.Ivy Blore, Kanada. 2004. Aile içi şiddet kurbanı.<br />
Kadriye Demirel, Diyarbakır. 2003. Tecavüze uğrayıp hamile kaldıktan sonra ağabeyi tarafından öldürüldü.<br />
Leticia Aguliar, Amerika. 2002. Aile içi şiddet kurbanı.<br />
Maria Terasa Carlson, Filipinler. 2001. Evliliği boyunca şiddete maruz kaldı. Sonunda 23. kattan atlayarak intihar etti.</p>
<p>Nadia Anjuman, Afganistan. 2005. Afganistanlı şair, kocası tarafından dövülerek öldürüldü. Olivia Hodson, Amerika, 1999. Aile içi şiddet kurbanı.<br />
Pınar Kaçmaz, Diyarbakır. 2002. Evden kaçıp mankenlik ajansına başvurduğu için babası ve ağabeyi tarafından öldürüldü.</p>
<p>Rukhsana Naz, İngiltere. 1998. Evlilik dışı hamile kaldığı için annesi ve ağabeyi tarafından boğularak öldürüldü.<br />
Sevda Gök, Şanlıurfa. 1996. Pastaneye gittiği gerekçesiyle bir yakını tarafından öldürüldü. Şemse Allak, Mardin. 2002. Evlilik dışı ilişkiye girdiği gerekçesiyle taşlanarak öldürüldü. Tasleem Begum, İngiltere. 1995. Erkek arkadaşı olduğu için kuzeni tarafından arabayla defalarca ezilerek öldürüldü.<br />
Ursula Allen, Amerika. 2002. Aile içi şiddet kurbanı.<br />
Victoria Anna, Amerika. 2002. Aile içi şiddet kurbanı.<br />
Yeşim Sağlam, Adana, 1998. Kocasını terk edip sevgilisiyle beraber olduğu için babası ve kocası tarafından öldürüldü.</p>
<p>Zehra Karagöz, Şanlıurfa, 2003. Başka erkeklerle beraber olduğu söylentileri üzerine kocası tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü.<br />
Alfabenin tüm harflerine kan bulaşmışsa, pekâlâ aynı harfler bu kez acıya ortak olmak için bir araya gelebilir. Bu mektupta da senin için bir araya geldiler, Güldünya. Tüm bu harfler, üstlerine bir daha kan bulaşmasın; bu mektuba sığmayan liste daha da uzamasın dileğiyle toplandı. Simdi artık hepsi dağıldı, geriye sadece son olarak</p>
<p>sana sunu söylemek isteyen harfler kaldı:</p>
<p>Güldünya, sen ağlarken, güler mi hiç bu dünya? (Ezgi Kızmaz, İzmir, Güldünya&#8217;ya mektuplar yarışması birincisi)</p>
<p>Sözlerimi Aylin Aslım&#8217;ın yasaklı şarkısının sözleriyle bitireyim:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="320" height="265" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/it3T5t6tYBs&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0xe1600f&amp;color2=0xfebd01" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="320" height="265" src="http://www.youtube.com/v/it3T5t6tYBs&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0xe1600f&amp;color2=0xfebd01" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>canım abim vurma beni<br />
bu dünyadan alma beni<br />
dökülür mü kardeş kanı</p>
<p>bir karında yatmadık mı<br />
bir anadan doğmadık mı<br />
bir memeden doymadık mı</p>
<p>binbir yarayla tek bir kurşunla gitti güldünya<br />
kim farkında kimin umrunda yandı bir dünya</p>
<p>seni gönderene söyle<br />
köydeki büyük meclise<br />
söyle daha çocuk yaşta<br />
üstüme çıkan herife</p>
<p>eğer böyle ölürsem<br />
iki elim yakanızda<br />
hayaletim gezer<br />
düşer peşinize</p>
<p>binbir yarayla tek bir kurşunla gitti güldünya<br />
kim farkında kimin umrunda yandı bir dünya</p>
<p>binbir yarayla tek bir kurşunla gitti güldünya<br />
kim farkında kimin umrunda söndü bir dünya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/kadin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelin tanışalım-Ece Temelkuran</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/gelin-tanisalim-ece-temelkuran</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/gelin-tanisalim-ece-temelkuran#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 10:21:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/?p=701</guid>
		<description><![CDATA[Okumak ve yazmak konusundaki takıntım bir yana&#8230;Hayatın kıyısında zaman zaman durabilmek takdir ettiğim bir harekettir. Bazen karmaşanın içinde o kadar kayboluyoruz ki, başlangıç noktamızı ve hedeflerimizi unutuyoruz. Dinlenmek için sırtüstü yüzmek yeterli olmuyor. Kıyıya çıkıp, nereden geliyoruz ve nereye gidiyoruz diye yorumlamamız gerekiyor. Hatta etrafımızdaki insanların neler yaptığını da düşünüp, arkadaş listemizi yenilememiz gerekiyor, sanırım&#8230;
Fatih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okumak ve yazmak konusundaki takıntım bir yana&#8230;Hayatın kıyısında zaman zaman durabilmek takdir ettiğim bir harekettir. Bazen karmaşanın içinde o kadar kayboluyoruz ki, başlangıç noktamızı ve hedeflerimizi unutuyoruz. Dinlenmek için sırtüstü yüzmek yeterli olmuyor. Kıyıya çıkıp, nereden geliyoruz ve nereye gidiyoruz diye yorumlamamız gerekiyor. Hatta etrafımızdaki insanların neler yaptığını da düşünüp, arkadaş listemizi yenilememiz gerekiyor, sanırım&#8230;</p>
<p>Fatih Akın&#8217;ın Yaşamın Kıyısında filmini de sevmiştim. Ece Temelkuran&#8217;ın yazdığı bu yazı bana dokundu&#8230;Paylaşayım dedim!</p>
<p><img class="alignnone" src="http://shop.guilty76.de/images/ADAS_coverBig.jpg" alt="" width="600" height="536" /></p>
<p>MERHABA. Tanışalım. Dilerseniz şöyle yapalım, önce ben biraz kendimden söz edeyim. Baktınız hoşunuza gitti, belki siz de biraz kendinizden bahsedersiniz. Tanışmış oluruz. Tanışmak iyidir nereden baksan. Ya bir ihtimal daha elenir hayattan ya da bakarsın, belli mi olur canım, iyi bir şey de çıkabilir bu işin altından.</p>
<p>Hakkımda türlü cilalı rivayet vardır, kulak asmayın. Ben, yeryüzü kayıtları tutan biriyim. “Hakikat işçisi” deyin, “yazı gündelikçisi” deyin. Bakarsın bir gün gelir, şu enayi insanlığın durumu biraz olsun iyileşir diye kâh efkârla, kâh neşeyle  bekleyen biriyim. Söyleyeyim de yükü kalksın üzerimden. Televizyonda reklamlarımı yaptılar sağolsunlar, o kadar da “dünyayı kurtaran kadın” olmayabilirim. Kafam bozulduğunda sadece ağaçlara ve çocukların espri yeteneğine inanan biriyim. Ve ben de tıpkı sizin gibi, ancak şansım yaver giderse güzel fotoğraflarıma benzerim.</p>
<p>Epi topu iki kötü alışkanlığım var. Birincisi sigara içerim. Rahatsız olursanız söndürürüm. Ama çaresi yok, ikincisinin dumanı size de gelir. Kusura bakmayın, bazen tütünü değil insanın kalbini yakan hikâyelerden bahsederim. Söndürürseniz rahatsız olurum.</p>
<p>Hiç belli olmaz. Bakarsın, sırta havlu koyan anne elinden, bahar gelince yola çıkmanın rüzgârından, günahın sevaptan hep daha tatlı olduğundan, insanın gönlü birine kayınca nar gibi dağılan kalbinden, bir kızın eteği uçuşunca dünyanın fazladan iki tur daha attığından söz edebilirim. Sonra bir daha bakarsın ki&#8230; Allah allah? İşten atılınca yakılan sigaranın dumanını, dağlarda bir çocuğun nasıl parçalandığını, bambaşka ülkelerde yaşayan insanların kederini, “Ne olacak arkadaş bu memleketin hali”ni, efendilerin kibrine duyduğum tiksintisiyi anlatmışım. Vallahi cânım efendim, ne yalan söyleyeyim, söz veremem.</p>
<p>En bozulduğum şey bir ömürde tek bir hayat olmasıdır. Bunu sıklıkla söylerim. Anaokulundayken ismimi “Aydeniz” olarak değiştirmiş olmam bu talihsizliğe karşı ilk şanlı direnişimdir. En ciddiye aldığım şey yazıdır. Kelimeleri ve sözleri son derece ciddiye alırım. Kadınlar, dünya üzerinde yaşayan, verilmiş sözlere inanan son canlı türüdür. Bunun da mesela yeterince ciddiye alınmadığını düşünürüm. En sevmediğim şey öfkeli yazılar yazmaktır ve bunu gerekli sıklıkta yaparım. Sabah kalkınca siz de onu görürsünüz ve “Oh be!” dersiniz, yalnız değilim. Böylece ikimiz beraber öfkeleniriz, bunu severim. “Oh be!” derim, “Dünya varmış”!<br />
En sevdiğim şey kuzinedir. Bayılırım kuzineye. Kuzinenin kenarında şöyle lezzetli bir yazı yazayım mesela, o sırada da dünyada kimsenin, bilhassa da çocukların başına kötü bir şey gelmesin, mutlu olabilirim. Gerçekleşmesi zor hayaller kurmaktan korkmadığım belli olmuştur herhalde.<br />
En ilginç bulduğum şey insanlardır. Hepimizin sevilmemekten bu kadar çok korkması ve sevilmek için bu kadar az şey yapması, sorarım size, enteresan değil midir? Ve günün birinde nasılsa bir enayinin bizi yine de sevmesi ve bunun bizim yüzümüzden olduğunu sanmamız&#8230; Garip değil mi şimdi bu?</p>
<p>Bu köşenin adının “Kıyıdan” olmasının sebebi de şudur, meraklısına söyleyeyim: Her şeyi görebilecek kadar yakında, günü gelince çekip gidebilecek kadar uzakta durmayı iyi bilirim. Az şeyi iyi bilirim, ama bilmediğimi bilirim, bu da önemlidir. Herkesin her şeyi olabileceği ama rezil olamayacağı bir ülkede, kelimeleri ciddiye alan insanları hayal kırıklığına uğratmaktan hâlâ korkarım. Sanırım sadece bir tek de bundan korkarım. Ben de işte böyle biriyim. Ya siz azizim, siz nasıl birisiniz allasen?</p>
<p>Yazının orjinalini <a href="http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=7964">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/gelin-tanisalim-ece-temelkuran/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yasaklarla yaşamak</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/yasaklarla-yasamak</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/yasaklarla-yasamak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 21:47:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/yasaklarla-yasamak</guid>
		<description><![CDATA[Sigara yasaklarını için bir sürü yorum yapıldı. Sevin ya da sevmeyin bir yöntem tercih edildi. Her zamanki gibi ifratlarda çözümler aradık. Ben bu konuda gösterilen hassasiyetin eğitimde ve sağlıkta gösterilmediğine inanıyorum. Benim Bostancı sanayii&#8217;deki oto tamircisi ustam, &#8220;insanlar arabalarının kaportalarındaki çiziklere dikkat ettikleri kadar çocuklarının karakterlerine ve eğitimlerine dikkat etmiyor&#8221; der, her zaman. Doğru olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sigara yasaklarını için bir sürü yorum yapıldı. Sevin ya da sevmeyin bir yöntem tercih edildi. Her zamanki gibi ifratlarda çözümler aradık. Ben bu konuda gösterilen hassasiyetin eğitimde ve sağlıkta gösterilmediğine inanıyorum. Benim Bostancı sanayii&#8217;deki oto tamircisi ustam, &#8220;insanlar arabalarının kaportalarındaki çiziklere dikkat ettikleri kadar çocuklarının karakterlerine ve eğitimlerine dikkat etmiyor&#8221; der, her zaman. Doğru olduğunu zannediyorum.<br />
Bu sigara yasağının en komik tarafı da televizyon kanallarında gösterilen filmlerdeki sigaraların çeşitli yöntemlerle kapatılması olduğunu düşünüyorum.<br />
CNBCE, bu konuda bir ilke imza atarak tütün ve tütün mamüllerini çiçekle kapatıyor. Hem çok ilginç hem de çok ironik&#8230;<br />
Sizce?<br />
<a href="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2010/03/ASB_0669.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-698" title="ASB_0669" src="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2010/03/ASB_0669.jpg" alt="" width="640" height="425" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/yasaklarla-yasamak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The future-Leonard Cohen</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/the-future-leonard-cohen</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/the-future-leonard-cohen#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 09:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/?p=696</guid>
		<description><![CDATA[
Give me back my broken night
my mirrored room, my secret life
it&#8217;s lonely here,
there&#8217;s no one left to torture
Give me absolute control
over every living soul
And lie beside me, baby,
that&#8217;s an order!
Give me crack and anal sex
Take the only tree that&#8217;s left
and stuff it up the hole
in your culture
Give me back the Berlin wall
give me Stalin and [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://blog.northstarmanifesto.com/wp-content/uploads/2008/12/the-future.jpg" alt="" width="543" height="433" /></p>
<p>Give me back my broken night<br />
my mirrored room, my secret life<br />
it&#8217;s lonely here,<br />
there&#8217;s no one left to torture<br />
Give me absolute control<br />
over every living soul<br />
And lie beside me, baby,<br />
that&#8217;s an order!<br />
Give me crack and anal sex<br />
Take the only tree that&#8217;s left<br />
and stuff it up the hole<br />
in your culture<br />
Give me back the Berlin wall<br />
give me Stalin and St Paul<br />
I&#8217;ve seen the future, brother:<br />
it is murder.</p>
<p>Things are going to slide, slide in all directions<br />
Won&#8217;t be nothing<br />
Nothing you can measure anymore<br />
The blizzard, the blizzard of the world<br />
has crossed the threshold<br />
and it has overturned<br />
the order of the soul<br />
When they said REPENT REPENT<br />
I wonder what they meant<br />
When they said REPENT REPENT<br />
I wonder what they meant<br />
When they said REPENT REPENT<br />
I wonder what they meant</p>
<p>You don&#8217;t know me from the wind<br />
you never will, you never did<br />
I&#8217;m the little jew<br />
who wrote the Bible<br />
I&#8217;ve seen the nations rise and fall<br />
I&#8217;ve heard their stories, heard them all<br />
but love&#8217;s the only engine of survival<br />
Your servant here, he has been told<br />
to say it clear, to say it cold:<br />
It&#8217;s over, it ain&#8217;t going<br />
any further<br />
And now the wheels of heaven stop<br />
you feel the devil&#8217;s riding crop<br />
Get ready for the future:<br />
it is murder</p>
<p>Things are going to slide &#8230;</p>
<p>There&#8217;ll be the breaking of the ancient<br />
western code<br />
Your private life will suddenly explode<br />
There&#8217;ll be phantoms<br />
There&#8217;ll be fires on the road<br />
and the white man dancing<br />
You&#8217;ll see a woman<br />
hanging upside down<br />
her features covered by her fallen gown<br />
and all the lousy little poets<br />
coming round<br />
tryin&#8217; to sound like Charlie Manson<br />
and the white man dancin&#8217;</p>
<p>Give me back the Berlin wall<br />
Give me Stalin and St Paul<br />
Give me Christ<br />
or give me Hiroshima<br />
Destroy another fetus now<br />
We don&#8217;t like children anyhow<br />
I&#8217;ve seen the future, baby:<br />
it is murder</p>
<p>Things are going to slide &#8230;</p>
<p>When they said REPENT REPENT &#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/the-future-leonard-cohen/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>love myself</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/love-myself</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/love-myself#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 21:01:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/love-myself</guid>
		<description><![CDATA[I learned to love myself, because I sleep with myself every night and I wake up with myself every morning, and if I don’t like myself, there’s no reason to even live the life.
Gabby Sidibe in New York Magazine
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I learned to love myself, because I sleep with myself every night and I wake up with myself every morning, and if I don’t like myself, there’s no reason to even live the life.</p>
<p>Gabby Sidibe in New York Magazine</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/love-myself/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sınırları aşmak&#8230;.</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/sinirlari-asmak</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/sinirlari-asmak#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 20:47:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/?p=688</guid>
		<description><![CDATA[
Hepimizin aşamadığı ve bazen nerede başladığını, sonlandığını bilmediğimiz sınırları var. En kötüsü de herkesin sınırlarının olması ve zaman zaman sınırların kesişmesiyle büyüyen benlik kavgaları herhalde. Kendi başımıza öğrenirken sınırlarımızı, başkalarının sınırlarına ayak basmamak için de tetikte olmak zorundayız. Yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk gibi acemice&#8230;İyi ki bu sınırların mayınları yok&#8230;Kendi sınırlarını alelacele ve üstünkörü keşfedenler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2010/02/ASB_0629.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-689" title="ASB_0629" src="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2010/02/ASB_0629-1024x678.jpg" alt="" width="614" height="407" /></a></p>
<p>Hepimizin aşamadığı ve bazen nerede başladığını, sonlandığını bilmediğimiz sınırları var. En kötüsü de herkesin sınırlarının olması ve zaman zaman sınırların kesişmesiyle büyüyen benlik kavgaları herhalde. Kendi başımıza öğrenirken sınırlarımızı, başkalarının sınırlarına ayak basmamak için de tetikte olmak zorundayız. Yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk gibi acemice&#8230;İyi ki bu sınırların mayınları yok&#8230;Kendi sınırlarını alelacele ve üstünkörü keşfedenler, hızlıca başkarının sahalarına gözlerini dikiyorlar.. Yavaş yavaş sınırlarını geliştirmek ve güç alanlarını büyütmek istiyorlar.. İşte o zaman hep bilen insanlar çıkıyor karşımıza&#8230; Durmadan tazyik ve saldırı altında hissediyoruz kendimizi&#8230;İfade edilmemiş  hayallerimizle dolduruyoruz kaplarımızı&#8230;.Kızgınlık, utançlar ve nefretler çokca da hayalkırıklıklarıyla dolu sınırlar&#8230;. Oysa biz birlikte olsak ne güzel olurdu&#8230;</p>
<p>Bu son cümle bana okuduğum <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=981921&amp;Date=23.02.2010&amp;CategoryID=79">şu yazıyı hatırlattı</a>:</p>
<p>&#8220;&#8216;Aman gitme, aman bulaşma, aman Türk olduğunu söyleme!&#8217; Kim kimi korkutuyor, kim kimi kimden koruyor belli değil. Beyrut&#8217;un genel hali bu zaten, karmaşada bir düzen. Bir soruyla birkaç cevap alınır. Laf uzatılmaz. “Lübnan&#8217;ın neresindensin?” sorusu aileyi, dini, dili, mezhebi anlamanın kısa yoludur. Çizilmemiş sınırlar vardır; Hıristiyanlar, Müslümanlar, herkes yerini bilir. Bölgede yeni yeni volta atan Türkler için de &#8217;sözde&#8217; bir sınır vardır halk arasında: Ermeni mahallesi Burc Hammud (Bourj Hammoud).<br />
Burayı ziyaret etmek isteyen bir Türk’ün önce Lübnanlı taksi şoförünün mahalleye varana kadarki vazgeçirme çabalarına katlanması gerekiyor. Sonrası yanılgıların kanıtı zaten.  Fransızca başlayıp tek tük Arapça kelimelerle devam eden sohbet, “Neden Türk olduğunu daha önce söylemedin!” diyen Ermeni kökenli Lübnanlıların Türkçe konuşmasıyla devam ediyor. Türk ürünlerinin, Türkçe konuşmanın ve Türk dizileri izlemenin bu mahallede yasak olduğunu duyan bir Türk için, anadile geçiş zaman alıyor haliyle. Ancak her köşe başında stand açan DVD’cilerin ön sıralarına dizilmiş ‘Kurtlar Vadisi’, ‘Yabancı Damat’ ve ‘Asi’ dizilerinin fotoğrafları duyulanların sıradan bir efsane olduğunu ispatlıyor.   Garo: Kalabilseydik iyiydi!  Sucuk, pastırma kokuları arasında köşe başlarında kızaran kestaneler, sıra sıra dizilmiş kuyumcular, daracık sokaklara taşmış kumaşlar ve alelade giydirilmiş vitrin mankenleri İzmir’in Kemeraltı semtini hatırlatıyor. Herkes sokaklarda ufacık tahta taburelere oturmuş, kimi tavla oynuyor, kimi ufacık fincanlarda Türk kahvesi içiyor.  Burc Hammud’da Ermenice konuşuluyor genelde. Ak saçlı, kalın siyah gözlüklü ihtiyarlar araya Türkçe kelimeler sıkıştırıyor gayriihtiyari. Sokaklar Maraş’tan, İzmir’den almış adlarını. Hemen hemen herkesin Türkiye’de bir parçasını bıraktığı toprakların isimleri yazılı bugünkü adreslerinde.  Yaklaşık 150 bin Ermeni yaşıyor Lübnan’da. Çoğu 1920’lerde Türkiye’nin güneyinden göç edip Beyrut etrafında çadır kamplar kurmuş, sonra da Beyrut’un en önemli ticaret ve iş merkezi olan Burc Hammud’u&#8230; Lübnan’daki Ermeni diasporası büyük bir seçmen potansiyeli oluşturuyor. Politik değerlerin dışında, günlük hayatı da etkileyecek kadar güçlü üç Ermeni partisi var Lübnan’da. Ermeni Devrimci Federasyon Partisi Taşnaglar, Sosyal Demokrat Hançakyan Partisi ve Ermeni Liberal Demokrat Partisi Ramgavar.  “Aslında kalabilseydik iyiydi. İki millet de çok zeki, güzel işler yapardık beraber” diyor sucuğu ve pastırmasıyla ünlü Knar Büfe’nin sahibi Garo. Kilometrelerce uzakta olmasına rağmen, ufacık dükkânının şanı Türkiye’ye de ulaşmış. Pastırması meşhur Türk şehri Kayseri’den sadece pastırma alıp dönen Türk müşterileri bile var&#8230;.   ‘Ne ettik biz birbirimize?’  Mahallede yabancı biri hemen fark ediliyor. Meydanda sıradan bir kahveye girince de sorular başlıyor. “İtalyan mısın, Fransız mı?” Pek beklenmeyen “Türk’üm” cevabı karşısında kısa bir fısıldaşma, ardından “Hoş geldin!” diyerek Türkçe devam eden muhabbet, evlerine davet etmeye kadar ilerliyor. Bir süre sonra da Türk dizileri izlemeye başlanıyor İstanbul görüntüleri üzerine dönen muhabbetler eşliğinde. “Bu dizilerdeki aşk hikâyeleri değil bizim ilgimizi çeken. Biz İstanbul’u, Boğaz’ı izliyoruz her gün” diyorlar.  Kemal Sunal filmleri, Sibel Can şarkıları derken, ‘İbrahim Tatlıses Şov’un bittiğini bir Ermeni’den öğrenmek de olağan kalıyor haliyle. Bir Türk ve Ermeni arasında Beyrut’a özel olarak, İbrahim Tatlıses ve arakla açılan sohbet, Charles Aznavour ve viskiyle sürüyor.  Ve kaçınılmaz soru: “Ne ettik biz birbirimize?” İşte gitme vakti. Bencilce ama, açılıma inat, hatırlamak istediğimiz gibi bırakıyoruz muhabbeti&#8230;(ÇAĞIL M. KASAPOĞLU, Radikal gazetesi, 23.02.2010)&#8221;</p>
<p>Ben de bu resmi <a href="http://meren.org/blog/">Meren&#8217;in sitesinde</a> gördüm. Rina Castelnuovo tarafından çekilen bu resim Arapların El-Halil dediği, Yahudilerin Hebron dediği şehirde Purim (Yahudilerin özgürlüklerine kavuşmasını sağlayan olaylar silsilesini hatırlamak için kutlanan bayram) sırasında içki  içen yerleşimci genç Arap kadına şarabıyla saldırıyor. Bana Mısır&#8217;daki yahudilerin kırbaçlar altında çalışmasını hatırlatıyor. Bu resim Meren&#8217;in de dediği gibi kin ve nefreti körüklemesi için değil, sadece durup düşünmemiz için gereken şok etkisini yapması için koyulmuştur..</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2010/02/rina_castelnuovo.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-691" title="rina_castelnuovo" src="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2010/02/rina_castelnuovo.png" alt="" width="481" height="360" /></a>Copyright. Rina Castelnuovo</p>
<p>Yazının başındaki resmimdeki gibi  güneşin doğum sancıları bunlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/sinirlari-asmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitapların buluşma noktası</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/kitaplarin-bulusma-noktasi</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/kitaplarin-bulusma-noktasi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 19:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/?p=685</guid>
		<description><![CDATA[Dünya&#8217;da ilginç kitapçılar var. Kadıköy&#8217;deki Alkım ya da Beyoğlu&#8217;ndaki Robinson Crusoe büyük kitapçılar demeden önce bu resimleri görün derim.
Birincisi Hollanda&#8217;dan Selexyz Dominicaen

Şimdi Hollanda&#8217;da olur tabii diyorsunuz. Peki Buenos Aires&#8217;deki El Ateneo isimli kitapçının resmine ne diyorsunuz?

Dahasını buradan görebilirsiniz&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya&#8217;da ilginç kitapçılar var. Kadıköy&#8217;deki Alkım ya da Beyoğlu&#8217;ndaki Robinson Crusoe büyük kitapçılar demeden önce bu resimleri görün derim.<br />
Birincisi Hollanda&#8217;dan Selexyz Dominicaen<br />
<img class="alignnone" src="http://travel.spotcoolstuff.com/wp-content/uploads/2009/09/selexyz-dominicanen-2.jpg" alt="" width="575" height="650" /><br />
Şimdi Hollanda&#8217;da olur tabii diyorsunuz. Peki Buenos Aires&#8217;deki El Ateneo isimli kitapçının resmine ne diyorsunuz?<br />
<img class="alignnone" src="http://travel.spotcoolstuff.com/wp-content/uploads/2009/09/el-ateneo-1.jpg" alt="width=" height="402" /></p>
<p>Dahasını<a href="http://travel.spotcoolstuff.com/shopping/worlds-best-bookstores"> buradan </a>görebilirsiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/kitaplarin-bulusma-noktasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüyaların ve hayallerin güzelliğine dair</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/ruyalarin-ve-hayallerin-guzelligine-dair</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/ruyalarin-ve-hayallerin-guzelligine-dair#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 09:05:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/?p=677</guid>
		<description><![CDATA[
Rüyalarının ve hayallerinin güzelliğine inananlar için anlatılacak çok hikaye var&#8230;Hayal edebilmek fanilikle cezalandırılmış vücutlarımızın sahip olduğu sonsuzluk anahtarıdır, desem mübalağa etmiş olmam sanırım. Benden özgürlüğü alabilirsiniz, ancak hayal kurmama engel olamazsınız&#8230;Sahip olmadıklarımı hayal etmekte özgürüm&#8230; Varolmayan beldelerin adını dahi bilmediğiniz ağaçlarının altındaki dinlenirken, adını bir türlü koyamadığım kokularıyla baş dönmesini andıran bir şuursuzluk hali yaşıyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2010/02/ASB_0536.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-679" title="ASB_0536" src="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2010/02/ASB_0536.jpg" alt="" width="538" height="358" /></a></p>
<p>Rüyalarının ve hayallerinin güzelliğine inananlar için anlatılacak çok hikaye var&#8230;Hayal edebilmek fanilikle cezalandırılmış vücutlarımızın sahip olduğu sonsuzluk anahtarıdır, desem mübalağa etmiş olmam sanırım. Benden özgürlüğü alabilirsiniz, ancak hayal kurmama engel olamazsınız&#8230;Sahip olmadıklarımı hayal etmekte özgürüm&#8230; Varolmayan beldelerin adını dahi bilmediğiniz ağaçlarının altındaki dinlenirken, adını bir türlü koyamadığım kokularıyla baş dönmesini andıran bir şuursuzluk hali yaşıyor olabilirim&#8230;.ya da olmayabilirim..</p>
<p>Ne hayal edersem edeyim, ekranlarının arkasında burada yazdıklarımı okuyanların olduğunu hayal ediyorum. Onları  hayal edince ardından onlara saygı göstermem gerektiğini de düşünyorum. İki yıl önce bir hanımefendi beni ofis telefonumdan aramış, yazdıklarımın sabah sabah ona hayat neşesi verdiğini söyleyerek beni mutlu etmişti. Kendisine teşekkür ettim, ancak bir gerçeği de ifade etmem gerek diyerek: &#8220;Ben bu sayfayı kendim için not defteri gibi tutuyorum, sizden çok kendime yazıyorum.&#8221; Büyük bencillik örneği göstermiştim.</p>
<p>Gerçekten de bilgisayarlarının başında zahmet edip de buraya kadar gelen, ancak benim hiçliğim ve boşuluğumla sınananlardan özür dilemem gerekiyor.  Bu sayfaya geldiğiniz ve hiç bir mesaj bulamadığınız her gün için sizden özür dilerim. Hem de bu tarafa yaptığınız her sefer için ayrı ayrı özür dilerim. Ancak, yazmak her zamanda Anka&#8217;nın kanadında gelen gece gibi tedavi edici olmuyor. Bazen yazmak yerine düşünmeyi tercih ediyorsunuz.</p>
<p>Yazmak özgürleştiği gibi bazen kısıtlayıcı olabiliyor. Evet hayatımda bir sürü olay oluyor ve duygu yaşanıyor ancak hepsini buraya yazmak mümkün olmuyor. Bunun dürüstlükle ilgisi var mı bilmiyorum. Ancak yeryüzüne ulaştığında kelimelerin kollarında hislerim içimde durdugu gibi masum ve içten görünmüyor gözüme&#8230;</p>
<p>Dolayısıyla yazabildiğim kadarıyla yazacağım artık&#8230;Size çektiğim bir martı fotoğrafıyla veda ediyorum şimdilik&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/ruyalarin-ve-hayallerin-guzelligine-dair/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnce sızı</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/ince-sizi</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/ince-sizi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 21:11:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/ince-sizi</guid>
		<description><![CDATA[Var mıdır nalçaları sevincin
gün tene değince kanatları uzar mı
derin bir secde gibi rüzgara aşılanmak
dostları düşünmenin çarpıntısından mı
Yokum arkadaş düşünmekle varılan tada
hayata yalnızca kafanı banmak
gövdende namusluca güdebilmek sevinci
elbet burkulup kalmaktan iyi.
Kara gözlerimde uğuldayan bu değil ancak
elde tüfek, elde alet, yürekte kor
cebelleşmek yalanla, kirle, tahvilatlarla
damarlarına papatyalar doldurarak
bir serinlik olup dünyaya sokulmak
ben bir deli fışkın değil miyim
sahibim Köroğlu`nun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Var mıdır nalçaları sevincin<br />
gün tene değince kanatları uzar mı<br />
derin bir secde gibi rüzgara aşılanmak<br />
dostları düşünmenin çarpıntısından mı</p>
<p>Yokum arkadaş düşünmekle varılan tada<br />
hayata yalnızca kafanı banmak<br />
gövdende namusluca güdebilmek sevinci<br />
elbet burkulup kalmaktan iyi.<br />
Kara gözlerimde uğuldayan bu değil ancak<br />
elde tüfek, elde alet, yürekte kor<br />
cebelleşmek yalanla, kirle, tahvilatlarla<br />
damarlarına papatyalar doldurarak<br />
bir serinlik olup dünyaya sokulmak</p>
<p>ben bir deli fışkın değil miyim<br />
sahibim Köroğlu`nun da sahibi değil mi<br />
ve çocukların ezbere bildiği gömleğimin<br />
kendirini kendim ekmedim mi</p>
<p>Öyleyse arkadaşım sinem kanayadursun<br />
ta ki sürgün ya da mahpus kırışıklar yerine<br />
yüzümüz köylü ve gurbetçi yanıklığa dursun<br />
sevmekle doğrulanmıyor madem kalbimiz<br />
girelim yarimizin avlusuna tam tekmil<br />
ve mürdüm erikleri<br />
ve dopdolgun elmalarıyla o bahçede<br />
o geniş kalçalı yarimizi dört kere.</p>
<p>(1968)</p>
<p>İsmet Özel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/ince-sizi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyanmak için ninni dinleyenlere</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/uyumak-icin-ninni-dinleyenlere</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/uyumak-icin-ninni-dinleyenlere#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 20:09:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/uyumak-icin-ninni-dinleyenlere</guid>
		<description><![CDATA[Hoppalaaa nereden çıktı bu ninni demeyin. Biz uyandırmaya çalışıyoruz, sen uyutmaya demeyin ve dinleyin..
Candan Erçetin yeni albümünde ninni diye bir şarkı yapmış&#8230; Okumadan Candan mıııııı! da demeyin..
Çocuklara yat oğlum yat demektense daha büyürlerken böyle sözler fısıldamak daha doğru bir karar olabilir.

Uyusunda büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni
Dertlerini sürüsün ninni
Oğlum kızım uyusun ninni
Evvel zaman içinde kalbur saman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hoppalaaa nereden çıktı bu ninni demeyin. Biz uyandırmaya çalışıyoruz, sen uyutmaya demeyin ve dinleyin..<br />
Candan Erçetin yeni albümünde ninni diye bir şarkı yapmış&#8230; Okumadan Candan mıııııı! da demeyin..<br />
Çocuklara yat oğlum yat demektense daha büyürlerken böyle sözler fısıldamak daha doğru bir karar olabilir.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://blogs.warwick.ac.uk/images/music/2006/08/17/sleeping-commuter.jpg" alt="" width="600" height="600" /><br />
Uyusunda büyüsün ninni<br />
Tıpış tıpış yürüsün ninni<br />
Dertlerini sürüsün ninni<br />
Oğlum kızım uyusun ninni<br />
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde<br />
Çok da uzun olmayan belli bir zaman önce<br />
Çok da uzak olmayan çok güzel diyarın birinde<br />
Bereketi dillerden düşmeyen bir köy varmış<br />
Denizi de bilirmiş dalga bilirmiş bu güzel köyün insanı<br />
Yağmurda yürür karda kayar ama güneşli günleri severmiş<br />
Meze yaparmış bu köylüler iki kadehe tüm acılarını<br />
Böylece birden unutuverirmiş geçmiş dargınlıklarını<br />
Aslına bakacak olursan çok zengnmiş tarlaları<br />
Ama nedeni bilinmez bu köylüler her daim fakir<br />
Yokmuş galiba köydeki kargaların bunda bir etkisi<br />
Böyle gelmiş böyle gidermiş<br />
Ne de olsa alın yazısı<br />
Dayanamamış biri sonunda kargalara baş kaldırmış<br />
Hakkımızı yiyorlar diyip bütün köyü ayaklandırmış<br />
Sonunda başa çıkmış köyü istila eden kargalarla<br />
Ama kendisi de göçüp gitmiş tabii eninde sonunda<br />
Uyusunda büyüsün ninni<br />
Tıpış tıpış yürüsün ninni<br />
Dertlerini sürüsün ninni<br />
Oğlum kızım uyusun ninni<br />
Ardından ağlamış köydeki herkes çok uzun yıllarca<br />
Ağlarken ağlarken köy unutmuş kargaları tamamıyla<br />
Üzülüp dövünüp dururken birden övünmeye başlamış<br />
Ancak övünüp durduğu sadece hatıraymış<br />
Günün birinde köyün üstüne kapkara bulutlar yerleşmiş<br />
Kimse bulutları kargaların getirdiğini farketmemiş<br />
Köydekiler yaz yağmurudur gelir geçer zannetmişler<br />
Ama bu kara bulutlar kopacak fırtınanın habercisiymiş<br />
Kargaların çalacağı emekten medet uman bazı kurnazlar<br />
Köylüye ninniler söyleyip apaçık hedef şaşıtmışlar<br />
Soytarısıyla yalancısı bu köyün bir gün gelmiş elele vermiş<br />
Bildik beyaz camın içine girip siyah yalanlar söylemiş<br />
Onların baktığı yerden bütün köy çok aptalmış<br />
Çünkü aptal olmasalar böyle aldanmazlarmış<br />
Değil mi ki bütün köy olana bitene ses çıkarmadan bakmış<br />
O zaman başlarına gelenlere müstehaklarmış<br />
Ah ne güzel ninniymiş bu cehalet<br />
Herkes dalıp uyumuş niyahet<br />
Top atsan uyanmazmış ne rehavet<br />
E benim köyüme ee ee<br />
Aslında köyün akıllısı çokmuş<br />
Alimi dedesi filozofu çokmuş<br />
Var diye bas bas bağırıyorlar ama hiç birinin söz hakkı yokmuş<br />
Çünkü bilene düşünene yazana kargaların itirazı çokmuş<br />
ve onlardan öğrendikleriyle kurnazlar herkesi uyutmuş<br />
Güzel köyüm ne zaman uyanırsın<br />
Bu duruma ne kadar dayanırsın<br />
Sanmaki uyurken kazanırsın<br />
Hadi köyüm ne zaman uyanırsın</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/uyumak-icin-ninni-dinleyenlere/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
