<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Serendipity</title>
	<atom:link href="http://www.salihbicakci.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.salihbicakci.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 20:31:20 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.5</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Cennet Azığı</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/cennet-azigi</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/cennet-azigi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 20:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/cennet-azigi</guid>
		<description><![CDATA[
Her düşüş ya bir kopma ya da kovulma.
Her kovulan ya da kopan telaş içinde bir şey alıyor ya yanına. Onlar da bu hatıra hikayesinden yanlarına bir şeyler almak istediler.
Üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için:
-Bir: Kelimeler
-İki: Aşk
-Üç: Annelik duygusu
Kelimeleri Adem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva’ya kaldı.
Ama aşk çok ağırdı.
İkisinin de, aşkı tek başına taşıması mümkün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.disillusionedwords.com/wp-content/uploads/2008/05/heaven.jpg" /></p>
<p>Her düşüş ya bir kopma ya da kovulma.<br />
Her kovulan ya da kopan telaş içinde bir şey alıyor ya yanına. Onlar da bu hatıra hikayesinden yanlarına bir şeyler almak istediler.<br />
Üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için:<br />
-Bir: Kelimeler<br />
-İki: Aşk<br />
-Üç: Annelik duygusu</p>
<p>Kelimeleri Adem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva’ya kaldı.</p>
<p>Ama aşk çok ağırdı.</p>
<p>İkisinin de, aşkı tek başına taşıması mümkün olmayınca ikisini zembili de aşkı bir başına kaldıramayınca, bölüştüler yükü. Yarısını Adem sırtlandı, aşkın yarısı Havva’ya kaldı.<br />
Öyle sert düştüler ki dünyaya, bu fenaya, Adem’in dizlerinin bağı çözüldü, ciğerleri yandı. Nutku tutuldu. Üçüncü defa, bildiği kelimelerin hepsini önce unuttu. Sonra bir kısmını hatırladıysa da o bir kısmını kıyamete değin unuttu.<br />
Aşk? Daha yollarda sakin durmamıştı bir türlü. Kabına sığmamıştı. Bir yarısı yollarda kayboldu. Getirebildikleri ancak öbür yarısıydı.<br />
O gün bu gün yeryüzü kelimeleri yetersiz, aşk bu dünyada kusurlu.<br />
Annelik duygusu?<br />
Havva’nın cennet duygusu.<br />
Gönül evinde, kadın bedeninde, tastamam duruyordu.</p>
<p>Nazan Bekiroğlu, La, s. 151.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/cennet-azigi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>La    -Nazan Bekiroğlu</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/la-nazan-bekiroglu</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/la-nazan-bekiroglu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 13:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/la-nazan-bekiroglu</guid>
		<description><![CDATA[Havva geldi.
Yer ürperdi önce. Denizin kıpırtısı, rüzgarların direnişi hafifledi. Ağaçlar kulak kesilirken vahşi hayvanlar iç geçirdi.
Daha önce böyle bir şey görmüş değillerdi. Bütün ilgileri bir seyir lügatçesinde toplanırken, Havva’yı ilk kez gören cennet sakinlerine benzemişlerdi.
Havva, bir başına değildi.
Akzambak, amber, inciçiçeği.
Vadi karanfilli, Dağ Lalesi.
Bir çiçek saltanatı. Gül fırtınası. Ardı sıra sürükleyerek geldi.
Girmiş de vazgeçmiş gibi. Ölüp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Havva geldi.<br />
Yer ürperdi önce. Denizin kıpırtısı, rüzgarların direnişi hafifledi. Ağaçlar kulak kesilirken vahşi hayvanlar iç geçirdi.<br />
Daha önce böyle bir şey görmüş değillerdi. Bütün ilgileri bir seyir lügatçesinde toplanırken, Havva’yı ilk kez gören cennet sakinlerine benzemişlerdi.<br />
Havva, bir başına değildi.<br />
Akzambak, amber, inciçiçeği.<br />
Vadi karanfilli, Dağ Lalesi.<br />
Bir çiçek saltanatı. Gül fırtınası. Ardı sıra sürükleyerek geldi.<br />
Girmiş de vazgeçmiş gibi. Ölüp de dönmüş gibiydi.<br />
Işıklı bir yağmurun içinde oldu buluşmaları.</p>
<p>Bir yerde değil her yerdeydiler şimdi. Adım attıkları yerde mor yapraklı kır menekşeleri bitti. Yüzlerinde onca yorgunluğun güzelliği, aynı yolların yolculuğu. Denk düştü sevinçleri, birbirine karıştı.</p>
<p>Dağ dağa kavuşur gibi Adem Havva’ya kavuştu…</p>
<p>sayfa 210</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/la-nazan-bekiroglu/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Affetmek büyüklük mü?</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/akademik/affetmek-buyukluk-mu</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/akademik/affetmek-buyukluk-mu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 12:33:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/akademik/affetmek-buyukluk-mu</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandan beri derslerde Vatikan&#8217;ın dış politika yaklaşımını anlatırdım. Hatta İndex ne demek ve excommunication ne demek onu anlatırım.İşte bir haber !
Vatikan Beatles’ı 40 yıl sonra affetti
Taraf - Istanbul - 23.11.2008
“Biz İsa’dan daha meşhuruz” sözleri Hıristiyanları çok kızdıran Beatles, 40 yıl sonra Vatikan tarafından affedildi
Vatikan bir dönemin rock ilahı Beatles’ın bundan 40 yıl önce söylediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandan beri derslerde Vatikan&#8217;ın dış politika yaklaşımını anlatırdım. Hatta İndex ne demek ve excommunication ne demek onu anlatırım.İşte bir haber !</p>
<p>Vatikan Beatles’ı 40 yıl sonra affetti<br />
<a href="http://www.taraf.com.tr/haber/22107.htm#">Taraf</a> - Istanbul - 23.11.2008</p>
<p>“Biz İsa’dan daha meşhuruz” sözleri Hıristiyanları çok kızdıran Beatles, 40 yıl sonra Vatikan tarafından affedildi</p>
<p>Vatikan bir dönemin rock ilahı Beatles’ın bundan 40 yıl önce söylediği “Biz İsa’dan daha meşhuruz” sözünü affettiğini açıkladı. Vatikan’ın resmi gazetesinin dünkü baskısında bundan 40 yıl önce piyasaya sürülen White Album için “Lennon ve diğer Beatles üyelerinin modern müziğe eşsiz katkıları olmuştur” diyerek kutladı.<br />
Sadece ukalaların Beatles şarkılarını yok sayabileceğinin altını çizen haber, “Zamana meydan okuyan Beatles şarkıları kendilerinden sonra gelen birçok nesle ilham kaynağı olmuştur” yorumunu yapıyor. John Lennon 1966 yılının mart ayında Evening Standard adlı gazeteye “Hıristiyanlık bir gün yok olacak, ben de bir gün öleceğim ama şunu biliyorum ki biz bugün İsa’dan daha popüleriz. İsa’ya lafım yok ama kuralları son derece katı ve sıradandı” demiş ve bir anda Hıristiyan âleminin şimşeklerini üzerine çekmişti. Bunun üzerine dünyanın dört bir yanındaki Hıristiyanlar Beatles albümlerini yakmış, Beatles şarkılarına programlarında yer veren radyo istasyonları kundaklanmış ve Beatles üyeleri ölümle tehdit edilmişti. Olaylar bununla da kalmamış, sözün söylendiği günden yaklaşık 10 yıl sonra John Lennon, yarattığı bu kargaşa ve öfkeden memnun olduğunu dile getirmişti.<br />
White Album, Beatles albümleri arasında çok farklı bir yerde duruyor. Grubun yaptığı en sert albüm olmasının yanında, albümün özellikle satanist öğeler barındırması da ortalığı, müzik çevrelerini birbirine katmıştı. Hatta kurduğu satanist tarikatla dünyayı tehdit eden Charles Manson, albümde yer alan Helter Skelter şarkısının kendisine ait olduğunu söylemiş ve grubu hırsızlıkla suçlamıştı. Manson müritlerinin Roman Polanski’nin evinde yaptığı katliam sonrasında duvara kanla Helter Skelter yazılması da çok konuşulmuştu. Bu açıdan bakarsak Vatikan’ın resmi gazetesinde albümün kırkıncı yılını kutlaması da ayrıca ilginç&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/akademik/affetmek-buyukluk-mu/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bazen durup düşünmek gerek!</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/akademik/bazen-durup-dusunmek-gerek</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/akademik/bazen-durup-dusunmek-gerek#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 12:17:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/akademik/bazen-durup-dusunmek-gerek</guid>
		<description><![CDATA[Yorumsuz olarak aşağıdaki haberi bilginize sunuyorum:
İran’da İsrail adına casusluk yapmak suçundan ölüm cezasına çarptırılan işadamı Ali Aştari’nin, pazartesi günü asılarak idam edildiği bildirildi.
İran haber ajansı IRNA’nın İstihbarat Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı habere göre, 45 yaşındaki Aştari, nükleer program konusunda yetkili İranlılara, elektronik iletişim cihazları satmaya çalışıyordu. Üç yıldır Mossad’a çalıştığı şüphesiyle 2007’nin şubat ayında tutuklanan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yorumsuz olarak aşağıdaki haberi bilginize sunuyorum:</p>
<p><strong>İran’da İsrail adına casusluk yapmak suçundan ölüm cezasına çarptırılan işadamı Ali Aştari’nin, pazartesi günü asılarak idam edildiği bildirildi.</strong></p>
<p>İran haber ajansı IRNA’nın İstihbarat Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı habere göre, 45 yaşındaki Aştari, nükleer program konusunda yetkili İranlılara, elektronik iletişim cihazları satmaya çalışıyordu. Üç yıldır Mossad’a çalıştığı şüphesiyle 2007’nin şubat ayında tutuklanan ve haziran ayında idam cezasına çarptırılan Aştari, şu ifadeyi vermişti:</p>
<p><strong>Dinlenebilir cihazlar</strong></p>
<p>&#8220;Bana, şifreli mail gönderebilmem için dizüstü bilgisayar ve uydu telefonu da dahil bazı cihazlar ve 50 bin dolar verdiler. Bu cihazları <span class="keywords">İran</span>’daki özel müşterilerime satmamı istediler. Böylelikle daha sonra bu cihazları hackleyebileceklerdi. Tam olarak niyetleri neydi bilemiyorum, çünkü cihazları satamadan yakalandım.&#8221; Fars haber ajansında &#8220;itirafları&#8221; yayınlanan Aştari, cihazları kendisine veren ve &#8220;Jacques, Charles ve Tony&#8221; olarak tanıdığı üç kişiyle, Tayland, Türkiye ve İsviçre’de buluştuğunu da öne sürmüştü. Mahkeme heyetinin oy birliğiyle idam cezasına çarptırılan Aştari’nin temyiz talebi, hakkındaki delillerin sabit bulunduğu ve &#8220;suç üstü&#8221; yakalandığı gerekçesiyle reddedilmişti.</p>
<p><a href="http://www.hurriyet.com.tr/dunya/10423690_p.asp">Hürriyet</a> 23 Kasım 2008</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/akademik/bazen-durup-dusunmek-gerek/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sende son bulmak</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/267</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/267#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2008 21:52:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/267</guid>
		<description><![CDATA[ 
Ayaz sabahların ılık ışıklarında
Çimen kokusuyla harmanlanmış toprak olsaydın
Sana kök salmak isterdim.
Meşe gibi nefes almak istercesine
Toprağın hemen yanıbaşına değil
Derine bir mızrak gibi toprağın kalbine
Kucaklarcasına
Canına can katarcasına
Güneşli ve Lodoslu bir günde
Bulutlu gökyüzü olsaydın sen
Ben metrelerce salınmış ipiyle rengarenk bir uçurtma olurdum ben
Rüzgarı altıma alır ve sana ulaşmak için uçar uçar uçardım
Bazen darılmış gibi yapıp ineceğim,
İlk esintiyle gelip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <img src="http://image26.webshots.com/26/1/43/67/286814367dLLcOK_fs.jpg" height="403" width="538" /></p>
<p>Ayaz sabahların ılık ışıklarında<br />
Çimen kokusuyla harmanlanmış toprak olsaydın<br />
Sana kök salmak isterdim.<br />
Meşe gibi nefes almak istercesine<br />
Toprağın hemen yanıbaşına değil<br />
Derine bir mızrak gibi toprağın kalbine<br />
Kucaklarcasına<br />
Canına can katarcasına</p>
<p>Güneşli ve Lodoslu bir günde<br />
Bulutlu gökyüzü olsaydın sen<br />
Ben metrelerce salınmış ipiyle rengarenk bir uçurtma olurdum ben<br />
Rüzgarı altıma alır ve sana ulaşmak için uçar uçar uçardım<br />
Bazen darılmış gibi yapıp ineceğim,<br />
İlk esintiyle gelip gözlerine bakacağım..<br />
Gözyaşların akıncaya ve sen hıçkırıncaya kadar orada olacağım.</p>
<p>Billur ve Dalgalı bir okyanus olsaydın eğer<br />
Ben büyük değil küçük bir balık olurdum<br />
Merhametinin enginliğinde kaybolmak için<br />
Dalgalarınla okşamak istersen, buradayım…<br />
İstersen sadece bak bana..<br />
Sadece gör beni…<br />
Ömrüme ömür katsın<br />
Hüznümü dağıtsın</p>
<p>Hırçın rüzgarlara yarenlik eden bir dağ olsaydın<br />
Ben de kısa kış güneşinin vedasından sonra<br />
Kendini koyuveren kar tanesi olsaydım<br />
Üst üste toplasam bütün tanıdıkları<br />
Övgüler düzsem eşşizliğine<br />
Yıldızları kıskanıyorum hemen yanı başındaki<br />
Bir de kardelenleri biliyorum<br />
Güzelliğine güzellik katan…</p>
<p>Sen ne olursan ol ben seninle olacağım<br />
Ateş isen su, hava isen bulut olacağım<br />
Bedende nefes,<br />
Sende ses olacağım!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/267/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ene Yusuf ya Ebi!</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/ene-yusuf-ya-ebi</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/ene-yusuf-ya-ebi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2008 23:57:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/ene-yusuf-ya-ebi</guid>
		<description><![CDATA[ 

 أنا يوسف يا أبي
  محمود درويش - فلسطين
 
أَنا يوسفٌ يا أَبي.
يا أَبي، إخوتي لا يحبُّونني،
لا يريدونني بينهم يا أَبي.
يَعتدُون عليَّ ويرمُونني بالحصى والكلامِ
يرِيدونني أَن أَموت لكي يمدحُوني
وهم أَوصدُوا باب بيتك دوني
وهم طردوني من الحقلِ
هم سمَّمُوا عنبي يا أَبي
وهم حطَّمُوا لُعبي يا أَبي
حين مرَّ النَّسيمُ ولاعب شعرِي
غاروا وثارُوا عليَّ وثاروا عليك،
فماذا صنعتُ لهم يا أَبي?
الفراشات [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <a href="http://www.salihbicakci.com/blog/ene-yusuf-ya-ebi/time-travel/" rel="attachment wp-att-266" title="time travel"><img src="http://www.salihbicakci.com/wp-content/uploads/2008/11/time_travel.jpg" alt="time travel" width="449" height="224" /></a></p>
<p align="left"><strong class="__noscriptOpacized__"><font class="__noscriptOpacized__" color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"></font></strong></p>
<p dir="rtl" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="left"><strong class="__noscriptOpacized__"><font class="__noscriptOpacized__" color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"> <font color="#000080" size="6" face="Simplified Arabic">أنا يوسف يا أبي<br />
</font>  <font color="#000080" size="5" face="Simplified Arabic">محمود درويش - فلسطين</font></font></strong></font></strong></font></strong></p>
<p dir="rtl" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="left"> <strong class="__noscriptOpacized__"><font class="__noscriptOpacized__" color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><font color="#000080" size="4" face="Simplified Arabic"><br />
أَنا يوسفٌ يا أَبي.<br />
يا أَبي، إخوتي لا يحبُّونني،<br />
لا يريدونني بينهم يا أَبي.</font></font></strong></font></strong></font></strong></p>
<p><strong class="__noscriptOpacized__"><font class="__noscriptOpacized__" color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><font color="#000080" size="4" face="Simplified Arabic">يَعتدُون عليَّ ويرمُونني بالحصى والكلامِ<br />
يرِيدونني أَن أَموت لكي يمدحُوني<br />
وهم أَوصدُوا باب بيتك دوني<br />
وهم طردوني من الحقلِ<br />
هم سمَّمُوا عنبي يا أَبي<br />
وهم حطَّمُوا لُعبي يا أَبي</font></font></strong></font></strong></font></strong></p>
<p><strong class="__noscriptOpacized__"><font class="__noscriptOpacized__" color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><font color="#000080" size="4" face="Simplified Arabic">حين مرَّ النَّسيمُ ولاعب شعرِي<br />
غاروا وثارُوا عليَّ وثاروا عليك،<br />
فماذا صنعتُ لهم يا أَبي?<br />
الفراشات حطَّتْ على كتفيَّ،<br />
ومالت عليَّ السَّنابلُ،<br />
والطَّيْرُ حطَّتْ على راحتيَّ<br />
فماذا فعَلْتُ أَنا يا أَبي،<br />
ولماذا أَنا?</font></font></strong></font></strong></font></strong></p>
<p><strong class="__noscriptOpacized__"><font class="__noscriptOpacized__" color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><strong><font color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"><font color="#000080" size="4" face="Simplified Arabic">أَنتَ سمَّيتني يُوسُفًا،<br />
وهُمُو أَوقعُونيَ في الجُبِّ، واتَّهموا الذِّئب;<br />
والذِّئبُ أَرحمُ من إخوتي..<br />
أبتي! هل جنَيْتُ على أَحد عندما قُلْتُ إنِّي:<br />
رأَيتُ أَحدَ عشرَ كوكبًا، والشَّمس والقمرَ، رأيتُهُم لي ساجدين؟</font></font></strong></font></strong></font></strong></p>
<p><strong class="__noscriptOpacized__"><font class="__noscriptOpacized__" color="#fff3e3" size="2" face="Times New Roman"></font></strong></p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p><strong>Ben Yusuf Babacığım!</strong></p>
<p>Babacığım, kardeşlerim ne seviyorlar ne de aralarına alıyorlar!</p>
<p>Bana taşlarla ve kelimelerle saldırıyorlar!</p>
<p>Methetmek için ölmemi istiyorlar!</p>
<p>Beni dışarıda bıraktılar ve evimizin kapısını kapattılar!</p>
<p>Yerimden (Yurdumdan)  sürdüler&#8230;</p>
<p>Babacığım üzümlerimi zehirlediler&#8230;</p>
<p>Oyuncaklarımı kırdılar.</p>
<p>Hafif bir rüzgar saçlarımı oynayınca beni kıskandılar!</p>
<p>Bana ve sana karşı nefretleri alevlendi..</p>
<p>Ben onlara ne yaptım babacığım!</p>
<p>Kelebekler benim omuzuma kondu,</p>
<p>Kuşlar  ellerime geldi!</p>
<p>Ne yapmıştım babacığım?</p>
<p>Neden ben ?</p>
<p>Sen bana Yusuf dedin  ve beni kuyuya attılar!</p>
<p>Kurda suçu attılar</p>
<p>Halbuki daha merhametliydi Kurt, Kardeşlerimden&#8230;</p>
<p>&#8220;Onbir yıldızı, güneşi ve ayı gördüm, bana secde ederken&#8221; dediğimde</p>
<p>hata mı ettim kimseye?</p>
<p>Mahmud Derviş-Filistin</p>
<p>(Arapça&#8217;dan yaptığım çevirideki kusurumlarım için affınıza sığınırım. Kontrol edebilmeniz için de İngilizce çevirisini ilave ediyorum.)</p>
<p><strong>I Am Yusuf</strong></p>
<p>Oh my father, I am Yusuf<br />
Oh father, my brothers neither love me nor want me in their midst<br />
They assault me and cast stones and words at me<br />
They want me to die so they can eulogize me<br />
They closed the door of your house and left me outside<br />
They expelled me from the field<br />
Oh my father, they poisoned my grapes<br />
They destroyed my toys<br />
When the gentle wind played with my hair, they were jealous<br />
They flamed up with rage against me and you<br />
What did I deprive them of, Oh my father?<br />
The butterflies stopped on my shoulder<br />
The bird hovered over my hand<br />
What have I done, Oh my father?<br />
Why me?<br />
You named me Yusuf and they threw me into the well<br />
They accused the wolf<br />
The wolf is more merciful than my brothers<br />
Oh, my father<br />
Did I wrong anyone when I said that<br />
I saw eleven stars and the sun and the moon<br />
Saw them kneeling before me?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/ene-yusuf-ya-ebi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/264</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/264#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 12:15:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/264</guid>
		<description><![CDATA[Dünya&#8217;da baş gösteren kriz sebebiyle insanların farklı çözüm önerileri aradığını biliyoruz. Bir yandan Das Kapital&#8217;in hızlı yükselişi ve insanların uzun zamandan bu bir yana koyduğu fikirleri gündemlerine tekrar almalarını ilginç buluyorum. Bu arada Das Kapital&#8217;in ikinci ve üçüncü ciltlerini yazmaya Karl Marx&#8217;ın ömrü yetmediği için Engels notlarından tamamlamıştır. Bu arada Komunist manifesto&#8217;sunu da okumak farklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya&#8217;da baş gösteren kriz sebebiyle insanların farklı çözüm önerileri aradığını biliyoruz. Bir yandan <a href="http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2008/Ekim/19/Haber_489009.aspx">Das Kapital&#8217;in hızlı yükselişi</a> ve insanların uzun zamandan bu bir yana koyduğu fikirleri gündemlerine tekrar almalarını ilginç buluyorum. Bu arada Das Kapital&#8217;in ikinci ve üçüncü ciltlerini yazmaya Karl Marx&#8217;ın ömrü yetmediği için Engels notlarından tamamlamıştır. Bu arada Komunist manifesto&#8217;sunu da okumak farklı bir bakış açısı uyandırabilir.</p>
<p>Farklı bir yaklaşımın da Japonların kriz için kullandıkları kelimede saklı olduğunu öğrendim.</p>
<p><img src="http://farm4.static.flickr.com/3051/2925491473_ce50a0bf7a.jpg" /></p>
<p>危=”tehlike”  機=”fırsat”.</p>
<p>Japonların kriz için kullandıkları &#8220;kiki&#8221; kelimesi tehlike ve fırsat kanjilerinden oluşuyor. Yani dikkatli olanlar için fırsatlarını da riskleriyle birlikte getiriyor.</p>
<p>En komik yaklaşım da Hıncal Uluç&#8217;un Pazar Neşesi bölümünden geliyor:</p>
<p>Amerikalı yatırım uzmanı Dr. Marc Faber bu ayki köşe yazısını şu şekilde bitirmiş:<br />
&#8220;Federal hükümet bize 600 dolarlık bir geri ödeme yapıyor. Eğer bunu büyük mağazada harcarsak para Çin&#8217;e gidecek.<br />
Benzin alırsak Araplara. Bilgisayar alırsak Hindistan&#8217;a, giyim eşyası alırsak Pakistan&#8217;a, sebze ve meyve alırsak Meksika, Honduras (?) ve Guatemala&#8217;ya gidecek. Düzgün bir araba alırsak Almanya&#8217;ya, gereksiz çerçöpe yatırsak Tayvan&#8217;a gidecek ve bunların hiçbiri Amerikan ekonomisine fayda sağlamayacak. Parayı ülkemizde tutmanın tek yolu hayat kadınlarına ve biraya harcamak, çünkü artık ülkemde üretilen şeyler sadece bunlar. Ben iyi bir vatandaş olarak üzerime düşeni yapıyorum..&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/264/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sanat ve Türk Dil Kurultayı</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/sanat-ve-turk-dil-kurultayi</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/sanat-ve-turk-dil-kurultayi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 18:40:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/sanat-ve-turk-dil-kurultayi</guid>
		<description><![CDATA[Haberlerde gördüğüm bir haber beni derinden sarstı. Başbakanımız kurultayın açılışını yapmak için çıktığı kürsüden yakında ölen şairimizin bir şiirini okumayı planlıyordu. Ya da birileri öyle planlamış ama teknik bir hata yapmış. Fazıl Hüsnü Dağlarca&#8217;nın olduğunu belirterek Faruk Nafiz Çamlıbel&#8217;in muhteşem bir şiirini okuyarak sözlerine son verir, Başbakanımız!
Kendisinin okuduğu birçok şiir olduğunu ve şiir okumayı  sevdiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haberlerde gördüğüm bir haber beni derinden sarstı. Başbakanımız kurultayın açılışını yapmak için çıktığı kürsüden yakında ölen şairimizin bir şiirini okumayı planlıyordu. Ya da birileri öyle planlamış ama teknik bir hata yapmış. Fazıl Hüsnü Dağlarca&#8217;nın olduğunu belirterek Faruk Nafiz Çamlıbel&#8217;in muhteşem bir şiirini okuyarak sözlerine son verir, Başbakanımız!</p>
<p>Kendisinin okuduğu birçok şiir olduğunu ve şiir okumayı  sevdiğini biliyorum.  Ancak bu şiiri çok kötü okudu. Anlam bütünlüğünü korumadan neden şairin inlediğini hiç duymadan yaptı. Bu muhteşem şiiri kendiniz okuyun ve yüreğinizde hissedin&#8230;</p>
<p><img src="http://www.masaustu-resimleri.com/d/1332-2/k______n+yol.jpg" height="245" width="392" /></p>
<p>SANAT</p>
<p>Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,<br />
Bizim diyarımızda bin bir baharı saklar!<br />
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek<br />
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar</p>
<p>Sen kubbesinde ince bir mozaik ararda<br />
Gezersin kırk asırlık mabedin içini<br />
Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,<br />
Bize heyecan verir bir parça yeşil çini</p>
<p>Sen raksına dalarken için titrer derinden<br />
Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin<br />
Bizimde kalbimizi kımıldatır derinden<br />
Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin</p>
<p>Fırtınayı andıran orkestra sesleri<br />
Bir ürperiş getirir senin sinirlerine,<br />
Istırap çekenlerin acıklı nefesleri<br />
Bizde geçer en yanık bir musiki yerine</p>
<p>Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun<br />
Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini,<br />
Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun<br />
Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini&#8230;</p>
<p>Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken<br />
Yazılmamış bir destan gibi Anadolumuz<br />
Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken<br />
Sana uğurlar olsun&#8230; ayrılıyor yolumuz</p>
<p>Faruk Nafiz Çamlıbel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/sanat-ve-turk-dil-kurultayi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Önce sağlık!</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/once-saglik</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/once-saglik#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 09:15:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/once-saglik</guid>
		<description><![CDATA[ Öğlen yemeğine çıkmak üzereyken  Çağla&#8217;dan (Master öğrencimiz, asistanımız, dostumuz) , Melih Aşık&#8217;ın 30 Eylül 2008 tarihli yazısında yazdığı, Can usta&#8217;nın bir nesri geldi.  Gündelik karmaşanın ortasında bir nefes oldu bu yazı. Umarım sizin gününüz de güzel geçer.. Günü kötü gidenleri kurtarmak için gönderiyorum.

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi gibi gerin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Öğlen yemeğine çıkmak üzereyken  Çağla&#8217;dan (Master öğrencimiz, asistanımız, dostumuz) , Melih Aşık&#8217;ın 30 Eylül 2008 tarihli yazısında yazdığı, Can usta&#8217;nın bir nesri geldi.  Gündelik karmaşanın ortasında bir nefes oldu bu yazı. Umarım sizin gününüz de güzel geçer.. Günü kötü gidenleri kurtarmak için gönderiyorum.</p>
<p><img src="http://farm3.static.flickr.com/2412/2057737572_9fa1280ab7.jpg?v=0" /><br />
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama Yarım saat erkene kurulsun saatin<br />
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..<br />
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin<br />
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü<br />
serin serin<br />
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin<br />
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek<br />
kızart, kızarmış ekmek kokusunu içine çek<br />
Bak güzelim kahvaltının keyfine..<br />
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, sana<br />
güzel gelsin aynadaki siluetin, evinden neşeyle,<br />
çık, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık gün dile<br />
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,<br />
Hattâ daha da eskiden yarım ne kadar işin<br />
varsa hepsini tamamla,<br />
Ohhh şöyle bir hafifle<br />
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de<br />
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık<br />
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hattâ üşü hava soğuksa<br />
Yürü, yürürken sağa-sola bak, öylesine değil,<br />
görerek bak, çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..<br />
Sonra şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı, hani<br />
kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler<br />
kapını tıklattı?<br />
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları<br />
değil mi?<br />
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara<br />
Hatırlarını sor, öyle lâf olsun diye değil,<br />
kucaklar gibi sor..<br />
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini<br />
ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.<br />
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel<br />
olsun.. Yemeğin ne olursa olsun, masanda<br />
illâki kumaş örtü olsun..<br />
Saklama tabakları bardakları misafire<br />
Sizden âlâ misafir mi var bu dünyada<br />
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil, keyife keyif<br />
katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik<br />
bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..<br />
Gece evinde, dostların olsun<br />
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..<br />
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?<br />
Ama en önce ve illâ ki sağlık!<br />
Can Yücel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/once-saglik/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YALNIZLIĞIM</title>
		<link>http://www.salihbicakci.com/blog/yalnizligim</link>
		<comments>http://www.salihbicakci.com/blog/yalnizligim#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 06:35:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TheSaint</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.salihbicakci.com/blog/yalnizligim</guid>
		<description><![CDATA[ 
Şiir dünyamızın taşlarından birisi daha kaydı. Fazıl Hüsnü  Dağlarca aramızdan sessizce ayrıldı. Bence bu şiiri tam da onu anlatıyor.
Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım
Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,
Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi
Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,
Eğer benim gözlerim onları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <img src="http://www.atasehirevkultur.com/resim/faz%C4%B1l%20husnu%20daglarca%203.jpg" width="330" height="470" /></p>
<p>Şiir dünyamızın taşlarından birisi daha kaydı. Fazıl Hüsnü  Dağlarca aramızdan sessizce ayrıldı. Bence bu şiiri tam da onu anlatıyor.<br />
Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,<br />
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.<br />
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,<br />
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım</p>
<p>Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,<br />
Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi<br />
Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,<br />
Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.</p>
<p>Bir camın arkasında açılıyor güllerim,<br />
Havuzum pırıl pırıl&#8230; yıkar bakışlarımı.<br />
İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;<br />
Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim</p>
<p>Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım<br />
Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde<br />
Belki bu mısralarım esecek gönüllerde<br />
Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım.</p>
<p>FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.salihbicakci.com/blog/yalnizligim/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
