Aug 12, 2006 - Blog    No Comments

Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar !

Beyrut’ta olanlar için artık konuşamıyorum. Artık gözyaşım kurudu. Geceleri sessiz mırıltılarımla yükseliyor dualarım gökyüzüne!. Beyrut’un ne kadar hasar aldığını tahmin etmek mümkün değil!
Ancak bu sitede şimdiye kadar kaç kişinin öldüğü temsili tabutlarla gösterilmiş.Şöyle bir görüntüsü var sitenin:

İnsanların yüzlerindeki acıyı, kederi ve üzüntüyü kaldıramıyorum artık.

Ben derdimi anlatamıyorum artık kuru gözyaşlarımla en sevdiğim şiirlerden birini halime tercüman ediyorum.

MENDİLİMDE KAN SESLERİ

Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla

Ahmet Abi sen de bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer

İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil

Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer

O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa

Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine

Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer

Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları

Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki

Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)

Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)

Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne

Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına

Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
– Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben –
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o cocukların dunyayı düzeletecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar…
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.

Edip CANSEVER

Paylaş

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!

*