Posted by TheSaint on Nov 14, 2009 in
Blog
Şair “İşte buna bıçak çekiyorum” demiş şiirine; ben bencilce sadece susarak özlüyorum diyorum…Özür dileyerek kelamın sahibinden…

sözcüklerim varmıyor uzaklığına,
suskundur takvimlerde adım üstelik,
bir bir düşüyor bütün öpmelerim,
ağır yenilgiler alarak.
kalbimse sildi bütün defterlerde,
adresini, yokluğunu kıyamet bilerek.
Sadece susarak özlüyorum seni
Hiç tanımadan, ne garip
Sense uzaklara çivili,
Bir deniz gibisin resimlerde
Dokunsan Dersim olur göçerim mecburen,
yalnızlığın on milyon olur,istanbul
duydum çok sonra,
adın önemli değil;
acın aynı tadı veriyor zaten.
Islık çalan zamanlardan gelmiştim,
bilirim bulutları eskitmenin güzelliğini,
zaman, o zaman değil şimdi,
güneş yine doğar bu kente,
ama gözlerin… gözlerin…
Şimdi adı yok hiç bir sevgilinin,
sıcak dokunuşunda dağılan,
binlerce öpücüğün…
İşte, buna bıçak çekiyorum,
bir kadın, aşkını savunan
bir çocuk, gülüşü gibi ince,
bir havalanış…yok
Belki de çekip vurmak ,
bütün uykuları göz kapaklarında…
Fadıl Öztürk
Posted by TheSaint on Nov 14, 2009 in
Blog

Eflatun’a iki soru sormuşlar:
Birincisi;
‘İnsanoğlunun sizi ençok şaşırtan davranışları
nelerdir?
Eflatun tek tek sırlamış:
‘Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almakiçin para öderler… Yarından endişe ederken bu günü unuturlar. Dolayısıyla ne bu günü ne deyarını yaşarlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.’
Sıra gelmiş ikinci soruya;
‘Peki sen ne öneriyorsun?’
Bilge yine sıralamış:
‘Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır. Önemli olan; hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.’
Posted by TheSaint on Nov 11, 2009 in
Blog

Posted by TheSaint on Nov 2, 2009 in
Blog

Hüzünlerden hüzün beğensin mısralarım bu gece.
Şöyle diyeyim mesela:”Gece silme dolu yıldızla,
mavilikler, gök alemleri, uzaklarda üşürler.
Geziniyor gökte gece yeli, dilinde bir şarkıyla
Hüzünlerden hüzün beğensin mısralarım bu gece.
Sevdim onu ben, o da sevdi beni nasılsa.
Kollarımın arasındaydı o böyle geceler.
Öptüm onu kim bilir kaç kere sonsuz göğün altında:
Sevdi beni o, nasılsa ben de sevdim onu.
Nasıl sevilmez o iri, durgun bakışlı gözler.
Hüzünlerden hüzün beğensin mısralarım bu gece.
Aklım farkında yokluğunun. Hissediyorum yitirdiğimi.
Duymak sonsuz geceyi, onsuz karışmış ucu bucağına.
Ve bir mısra düşer gönlüme, çimene çiy düşer gibi.
Ne yapayım, aşkım yetmediyse onu alıkoymaya.
Gece silme dolu yıldızla, yok yanımda o ne yazık ki.
Daha ne diyeyim? Uzaktan uzağa biri şarkılar söyler.
Yitirdim ya onu, gönlüm de yitirdi neşesini.
Alıp getirsin diye bakışlarımı saldım ardına.
Yüreğim arıyor, yok yanımda o ne yazık ki.
Aynı gecedir beyazlatan aynı ağaçları.
Ama biz, aynı biz değiliz gel gör ki.
Sevmiyorum artık, doğrusu bu, ama ne sevmiştim.
Sesim aradı onun tıpırtısını getirecek yeli.
Başkasıyla. Herhal başkasıyla. Ben öpmeden nasılsa.
Sesi, parlak teni. Bir de uçsuz bucaksız gözleri.
Aşık değilim, doğrusu bu, ama bakalım yürek unuttu mu.
Aşk dediğin gelir geçer, unutmaksa belki bir ömür boyu.
Kollarımdaydı derim işte o böyle geceler,
yitirdim ya onu, gönlüm de yitirdi neşesini.
Budur bana verdiği acıların sonuncusu;
ona yazdığım son mısralar olsun bunlar.
Pablo Neruda