Posted by TheSaint on Oct 5, 2008 in
Blog

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçecegi aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı.
Behçet Necatigil
Posted by TheSaint on Oct 4, 2008 in
Blog

Konu çok spekülatif olduğu için fazla yorum yapmayacağım. Sadece Diplomasi mantığını anlatması açısından bir örnek olarak kabul edin. Ama sakın onlar mı? diye bir basmakalıp yaklaşım göstermeyin.
Jerry ile aynı üniversitede okuduk 2300 kişilik birinci sınıfta ikimiz de içki, kumar ve kızlarla özgürce tanışmanın sarhoşluğuyla sürekli beraberdik. Yatakhanedeki odamda her akşam poker ve 21 oynanır, barbut atılırdı. Oyunları ruletle de takviye edince, oda sahibi olarak banka ben olduğumdan iyi para kazanıyordum.
(Devam eder)Üniversiteden mezun olmamıza bir yıl kala İsrail Büyükelçiliği’nden bir iş bile aldık. Sandy’ye, Washington’da okuyan diplomat çocuklarını izlememizi, arkadaşlık kurmamızı önerdiler. Zor olmadı. 60′lı yıllarda hangi ülkeden gelirse gelsin yanaştığımız hemen her genç, ailesine, burjva değerlerine düşman olduğundan bize içini döküyordu. Hatta babası Belçika Büyükelçiliği’nde askeri ataşe olan bir kız bize elçiliğin Brüksel’le haberleşirken kullandığı şifreyi bile verdi. İsrailliler bize o kadar iyi para vermeye başladı ki derslere bile girmeye başladık, çünkü büyükelçilik bize üniversitede propaganda yapma işini de vermiştir. Edebiyat dersinde İsrailli yazarlardan, ekonomi dersinde Siyonistlerin başarılı iktisat politikasından, kimya seminerinde Nobel alan Yahudilerden bahsederek görevimizi yerine getiriyorduk. Yaptığımız propagandaya karşı çıkan hocalar hakkında da ırkçı olduklarına ilişkin şayialar çıkarıyor; imtihan soruları karşılığında öğrencileriyle sevişiyor, esrar partilerine katılıyor falan diye dedikodular yayıyorduk.
Gündüz Vassaf -Cennetin Dibi, ss. 30-31
Posted by TheSaint on Oct 4, 2008 in
Blog

Bir zamanlar bir ada varmış ve üzerinde bir ev.

Bir çift yaşarmış içinde..Yapan ama yıkmayan insanlarmış..

Çocuklar dans edermiş keyifle gün ışığıyla elele odalarında

Ama hikayesi olan bir koltuk varmış…..İnsan bekleyen anlatmak için…

Gemiler gelip geçermiş hep önünden…

İnsan her yerde insan…

Cennette olsa bile…

Dostsuz Cennet bile Cehennem değil mi?
Kaynak The New York Times
Bir de şu var
Altyazılar ekip yorumsuzun..
Posted by TheSaint on Oct 3, 2008 in
Blog

Definitely Maybe diye bir film izledim. Oradaki karakterlerden birisine babası yaşgününde Charlotte Brontë‘nin Jane Eyre isimli romanını hediye eder ve kapağına kızı için özel bir ithaf yazısı yazar. Kız bir şekilde evlerinden taşınırken bu kitabı kaybeder ve yıllar sonra onu seven erkek bu kitabı bir sahafta bulur.
Kitaptaki ithaf benim çok hoşuma gitti. Jane Eyre’i okuyanlara hiç de yabancı gelmeyecektir bu satırlar…Romanın içinden bir alıntıyla yapılan bu metindeki şu satırlar:
“The human heart has hidden treasures, In secret kept, in silence sealed; The thoughts, the hopes, the dreams, the pleasures, Whose charms were broken if revealed”
(Kabaca Türkçe çevirisi şöyle olur sanırım: Gönlümüzde sırlanmış ve sessizlikle mühürlenmiş ne hazineler saklıdır; düşünceler, ümitler, rüyalar, mutluluklar, ifşa edilerse hepsi cazibesini yitirir. )
benim gönlüme su serpti. Size de şifa olur diye düşündüm.