Posted by TheSaint on Aug 13, 2007 in
Blog

Nereden baÅŸlasanda hikayenin bir yerinde o gelecek,
BaÅŸlasa da bitse de sızısı kağıt kesiÄŸi…
Zaman zaman suskunluk zaman zaman yorgunluk,
Azalan ama son bulmayan yalnızlık.
Bir çekicin merhametsiz inişi kadar acıtan ama hiç
yaÅŸ akmayan..
Önce bıçaklıyor bıçaklıyor ve inletiyorsun ardından yaptıklarına
pişmanlıklarla hıçkırıyorsun..
Öldüm diyorsun ama benim ölümümü bilmiyorsun ki..
Yandım diyorsun ama alevleri hiç görmedin ki..
Ne susuzluğu bilirsin sen ne de acıyı..
İmkansızlar inanlar içindir kendine, sevdasına, aşkına, aklına ve imanına
Zehir zerk edilirken bedenine sessizdim
Bir ölü kadar bir taş kadar sessizim.
Işığın loşluğu seni korkutmuyor biliyorum
Sen karanlık olmadıkça yaşarsın.
Ne gün doğsun ne de ay batsın.
Sen beni acıttın
Elimdeki diken kadar
Gözümdeki güneş kadar
Sırtımdaki ateş kadar
Diş ağrım kadar
DoÄŸum kadar
Baldırımdaki bıçak kadar
Kalbimdeki çıban kadar
İçimdeki taş kadar
Kolumdaki yara kadar
Her yanım sızlıyor artık umursamıyorum hangi yanım diye..
Ben artık yalancı teselliler istemiyorum
Ben zehir olsanda seni istiyorum.
Geleceksen gel de bekletme beni
Yapraklarım seni bekler,
Kanım akmak ister seni bekler,
Nefesim almak ister seni bekler,
Yüreğim atmak ister seni bekler.
Bekleyen hep bekler
Donuk donuk bir resme bakar bekler
Bir pencereye bakar bekler
Bir an ama sonsuz zaman
Bir dileÄŸim var Tanrı’dan
Gece yatağımdaki duadan
Bir cümlem görecekse gün yüzü..
Gelmeyecekse ve sevmeyecekse Tanrım haber sal da üzme beni…
Posted by TheSaint on Aug 8, 2007 in
Blog
Kusura bakmayın uzun bir süreden beri yazamıyorum. Ancak ÅŸimdi kısa bir arada size Gaziantep’i ve Hatay’ı gezdiÄŸimi söyleyebilirim. Fırsat bulursam bir ara izlenimlerimi de yazacağım. Bu gün Åžanlıurfa’ya geçiyorum, sonra Mardin ve Diyarbakır var.
Buralar inanın çok ama çok güzel.

Posted by TheSaint on Aug 6, 2007 in
Blog
Güzel bir göz beni attı bu derin sevdaya
Benziyor şimdi benim ömrüm uzun rüyaya
Yari karşımda görsem de dalarım hülyaya
Benziyor şimdi benim ömrüm uzun rüyaya
Bir dost tavsiyesine uydum ve Türk kahvesiyle denedim. Süper gidiyor. İyiki sen de varsın! Bu arada Åževval Sam’ın yorumundan dinleyin.
Posted by TheSaint on Aug 4, 2007 in
Blog

Öylesine muhtaçtım ki merhametine..Çok ÅŸey deÄŸil sadece bir nefes istiyordum. Sessiz harflerin suskunluÄŸuna bürünmüş anlamlar yerine sadece nefesini duymak istiyordum. Ne bu dünyaya ait bir kelam ne de ötesini.. Bir nefes alışını duysam bana yetecekti. YaÅŸadığını bilecektim, konuÅŸmak istediÄŸini ama Ferhat’ın daÄŸlarının hala var olduÄŸunu bilecektim. KeÅŸke demeyi hiç sevmedim ama keÅŸke diyorum ÅŸimdi. Söylesene bana hangi heceler yanyana gelirde baÅŸka anlamlar getirir önümüze. Söylesene beni niye Hacer gibi koÅŸturuyorsun. Niye İsmail olup suyu vermiyorsun?
Kafamda binlerce soru, binlerce kızgın düşman her an beynimi mızraklarken ben yine de sebepler arıyorum. Sadece ÅŸu satırları anlamak için yazıyorum beni, seni, sizleri, onları… Anlayamıyorum, sanırım bütün teferruatın hurda olduÄŸu bir çaÄŸa aitim. Ne de olsa yaÅŸlanmış ruhum inceliklerini arıyor güzelliklerin…Tahta kulubemde otururken ben denizlere mahkum olmuÅŸ bir denizci kadar hürdüm. Özgürlüğüm ancak denizin verdiÄŸi kadardı artık. GüneÅŸ bal renginde batarken, sen yine benim zihnimdeki hayallerime dokundun. Karanlık bir gecede ayın ışığıyla yarılmış denizlerde boÄŸuk ve derinden bir sesle yürekten okunmuÅŸ ümitsizlik ÅŸarkıları dinledim.. Keman sesi kadar yanık ve zeytindalı kadar kırık bir hüzün bulutu edasındayım başına buyruk…
Posted by TheSaint on Aug 4, 2007 in
Blog
—————-
Listening to: 09. Senin Tenin Senin Kokun
via FoxyTunes   
Zamanın birinde Halfeti’de Rumkale beyinin Yusuf peygamber kadar güzel Nergis isimli bir oÄŸlu varmış. Genç delikanlı o kadar yakışıklı imiÅŸ ki, tüm genç kızlar ona aşık olur, bu duygularına karşılık alamayınca intihar ederlermiÅŸ. Delikanlı buna hiçbir anlam veremezmiÅŸ. Günlerden bir gün kale saldırıya uÄŸrayınca, bey oÄŸlunu saldırıdan korumak için Rumkale su kuyusuna indirmiÅŸ. Kuyunun dibinde suda aksini gören delikanlı kendi suretine aşık olmuÅŸ. EÄŸilip ulaÅŸmak isteyince önce kuyunun dibine sonra da Fırat’a yuvarlanarak boÄŸulmuÅŸ. Rivayet odur ki, delikanlının boÄŸulduÄŸu yerde bir çiçek çıkmış. Bu çiçeÄŸin adına Nergis denmiÅŸ. Nergis tüm dünyaya buradan yayılmış ama hiç bir zaman Halfeti’deki kadar güzel kokmamış.