0

Derviş Kaşıkları…

Posted by TheSaint on Jun 23, 2007 in Blog

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; “Sevginin sadece sözünü
edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” “Bakın göstereyim”
demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak
onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar
içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir
metre boyunda kaşıklar.
Ermiş; “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart
koymuş. “Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar
ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar
sofradan.

Bunun üzerine, “Şimdi…” demiş ermiş, “Sevgiyi gerçekten bilenleri
çağıralım yemeğe.” Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı
insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. “Buyrun” deyince her biri uzun
boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak
içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek
kalkmışlar sofradan.

“İşte” demiş ermiş, “Kim ki hayat sofrasında yalnız
kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini
düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz
şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her
zaman…”

Bu kıssayı gönderen dostuma binlerce kere teşekkürler..

 
0

Bir garip öldü diyeler

Posted by TheSaint on Jun 20, 2007 in Blog

Bir garip öldü diyeler
Soğuk su ile yuyalar
Üç günden sonra duyalar
Şöyle garip bencileyin
O kadar eminiz ki uzun yillar yaşayacağımızdan.. O kadar eminiz ki her başladığımız günü yorgun argın bitireceğimizi. Bu güvenimiz içinde bütün neşelerimizi, bütün keyiflerimizi, bütün arzularımızı hep ertelemeyi de adet edinmişiz kendimize.. Yapacağımız iyilikleri, sevindireceğimiz gönülleri, arayacağımız dostlarımızı hep ihmal ediyoruz. Siz değil ben ediyorum. Canımın parçası biricik kardeşimi ihmal ettiğim gibi..Geçtiğimiz Cuma günü sabahı yine bu ihmalim geldi karşıma dikildi… Ben ondan önce ağabeyini tanımıştım. Sınıf arkadaşımdı. Faruk’a benzemeyen kardeşi Bilal…Bilal…Neşeliydi, espiriliydi, heyecanlıydı, candandı..
Bilal’le uzun gecelerimiz oldu..Acılarımızı, neşelerimizi ve bazen cebimizdeki parayı paylaştık bazen endişelerimizi paylaştık. Yüksek lisans tezini düzenleyişimi dün gibi hatırlıyorum. Eğer becerebilseydi, Bilal’i yurtdışında doktoraya götürecektik.. Bilal’i kaybettim. Ama ben kardeşimi henüz kaybetmiştim yüreğimdeki yaranın kanaması dinmemişti bile..
Allahım benim yüreği kaldırır mı bu acıyı?
Yakup olmak bize mi düştü…
Meryem gibi ağlamak vakti mi şimdi..
Su damlası toprağa kavuşur ya
Hani yağmur göklerden boşalır ya
Öylesine aç ve öylesine yorgun yüreğim..
Ama var bir de tesellim..
O senin son nefesindeki mutlu tebessüm!

Bilal bu dünyada tanışmadın ama benim bir kardeşim var orada önce selam söyle benden….Sonra şikayet et beni, abin bana vefasızlık etti uğurlamaya gelmedi de.. Ardından kollarını aç ve onu yüreğine bas!
Emin emindir, sana vefa gösterir..Benim hatalarımı da affettirir!
Bilal Emin’e selam söyle, sen de selametle git! Yolun açık olsun, ağırlıkların hiç olmasın.. Ruhun mutlak huzurda mutluluk bulsun..

 
0

Var!

Posted by TheSaint on Jun 12, 2007 in Blog

Nereden başlayacağımı bilemediğim günlerden birindeyim. Yazmak bir tür iyileşme hali olabilir mi, bilmiyorum. Kelimelerin keskin köşelerinin ruhumu acıtacağını ama yine de bir parça rahatlatacağını zannediyorum. Bazen şükretme hali içinde bazen isyanlar içinde yüzüyorum. Ağlamak istiyorum ama gülme gelip yüzümdeki hüzün damlalarını siliyor. Öte yandan gülerken gözlerim doluyor ve kahkaha gibi süzülüyor gözyaşları yanaklarımdan…Dostlarım var amansız hastalıklara yakalanmış…Dostlarım var hayatları ve adalet duygularının getirdikleri ile götürdükleri arasına sıkışmış kalmış..Dostlarım var, inandıkları ile sevdikleri arasında gidip gelen…Dostlarım var, canlarının bir parçalarını beklenmedik şekilde kaybetmiş ve onun acısını içlerinden söküp atmak için çırpınan…

Güne bakıp seviniyorum elbette.. Elimdekilere, sahip olduklarıma ve dostlarıma seviniyorum elbette.. Ama ben insanım..Bazen deniz kıyısında küçük bir mumun ışığında dalga sesleri arasında bütün dertlerimi, tasalarımı ve endişelerimi denize veriyorum. Ben bütün günahlarımdan gecenin karanlığında utançla soyunurken rüzgar da dalgaların götüremediği küçük parçaları uçurup gider..

İsimler, kelimeler, -meliler, -malılar ve ben..

 
0

O bilir!

Posted by TheSaint on Jun 8, 2007 in Blog

Sesini yükseltsen de, yükseltmesen de hiç şüphe yok ki o, gizliyi de bilir, açığa vurulanı da.

 
0

Europe, Turkey and the Middle East

Posted by TheSaint on Jun 4, 2007 in Akademik

Uzun süreden beri buraya yazdığım makaleleri koymak istiyordum ancak bir türlü kısmet olmamıştı. Bu gün şeytan’ın bacağını kırıp koyacağım. Bülent Aras’la yazdığımız Europe, Turkey and the Middle East: Is Harmonisation Possible? başlıklı makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Copyright © 2010 Serendipity All rights reserved. Theme by Laptop Geek.