0

Ah Sevgilim!

Posted by TheSaint on Jan 24, 2007 in Blog

Hayatım boyunca bu kadar samimi ve içten, yürekten bir “sevgilim” hitabını hiç duymadım. Bütünüyle aÅŸk dolu, kalanıyla acı dolu, diÄŸer yarısıyla ayrılık ve hasret dolu bir sevgilim hitabını iÅŸitmedim. Rakel, Çutağım dediÄŸi sevgilisine yürekten hitap ederken beni aÄŸlattı, hıçkırıklara boÄŸdu ve inletti. Sesindeki ayakta durabilme gayretinin getirdiÄŸi dinginliÄŸi, ayrılık acısıyla tatlandırılmış canandan ayrılık hissini ve dikenli yollarını birlikte tükettikleri hayat yolundaki dostundan ayrı kalmanın yalnızlığını duyabildiniz mi bilmiyorum?

Sevgilim derken kalbinize kağıt yarası kadar kesin, küçük ve derin çizikler attığını hissettiniz mi? Ben yıkıldım! Ben yoruldum! Ben üzüldüm!

Ben Rakel sesinde İsa’sına aÄŸlayan Meryem’in feryadını duydum. Ben Rakel’in sesinde Mecdelli Meryem’in aÄŸlayışını duydum. Ben sesinde meleklerin İbrahim’e yakarışını duydum. Ben sesinde Hatice’yi kaybeden Muhammed’in özlemini duydum. Ben Rakel’in sesinde Musa’nın annesinin çaresizliÄŸini duydum. Ben Rakel’in sesinde Yakup’un aÄŸlamasını duydum. Ben sesinde Yusuf’un kuyudaki yalnızlığını duydum. Ben Rakel’in sesinde Eyüb’ün sabrını duydum. Ben sesinde Kızıldenizi’in Musa’ya yarılırken çağıldayışını duydum ve ben sesinde Leyla’yı, Åžirin’i ve Züleyha’yı ve Åžehrazat’ı duydum.

Siz ne duydunuz?

Çutağıma (Ermenice keman) eş olmak bana verildi. Bugün çok acılı ve onurlu olarak buradayım.

Ben, çocuklarım, ailem ve sizler çok acılıyız. Bugün sessiz sevgi biraz olsun bize güç katıyor. Kederli bir sevinç yaşatıyor.

İncil’den Yuhanna 15/13′te, “Hiç kimsede, insanın dostları uÄŸruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur” der.

Sevgili dostlar, bugün bedenimin yarısını, sevgilimi, çocuklarımın babasını, sizin kardeÅŸinizi uÄŸurluyoruz. SaÄŸdakine, soldakine, öndekine, arkadakine, rahatsızlık, saygısızlık vermeden… Sloganlar, pankartlar açmadan, sessiz bir saygı yürüyüşü gerçekleÅŸtiriyoruz. Bugün sessizlikle büyük bir ses yükselteceÄŸiz. Bugün derinliklerin ışığa yükseldiÄŸi günün baÅŸlangıcıdır.

Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim.

Ah kardeşlerim, onun doğruluğa olan sevgisi, şeffaflığa olan sevgisi, dostuna olan sevgisi onu buraya getirdi. Korkuya meydan okuyan sevgisi onu büyüttü.

Diyorlar ki, o büyük bir adamdı. Size sorarım, “O büyük mü doÄŸdu?” Hayır. O da bizim gibi doÄŸdu. O gökten deÄŸildi. O da topraktandı. Bizim gibi çürüyen bir beden. Fakat, yaÅŸayan ruhu, yaptığı iÅŸ, kullandığı üslup, gözlerindeki, yüreÄŸindeki sevgi onu büyük yaptı.

İnsan kendiliğinden büyük olmaz. İnsanı yaptıkları büyük yapar. O büyük oldu. Çünkü, büyük düşündü. Büyük söyledi. Bugün de buraya gelerek, hepiniz büyük düşündünüz. Sessizce büyük konuştunuz. Siz de büyüksünüz. Bugünle kalmayın, bu kadarla yetinmeyin.

O, bugün Türkiye’de milat yaptı. Sizler de mührü oldunuz. Onunla manÅŸetler, onunla konuÅŸmalar, onunla yasaklar deÄŸiÅŸti. Onun için dokunulmazlar ve tabular yoktu. Kelamda dediÄŸi gibi yüreÄŸinden taÅŸtı. Büyük bir bedel ödedi. Bedellerin ödendiÄŸi gelecekler Hrant’ları severek, Hrant’lara inanarak olur. Nefretle, hakaretle, kanı kandan üstün tutarak olmaz. Bu yükseliÅŸ, karşındakini kendin gibi görerek, kendin gibi sayarak, kendin sayarak olur.

Ah kardeÅŸlerim, Hisus’un (Hz. İsa) yardımıyla yarattığı ev cennetinden ayırdılar. Gökten ve ebedi cennete kanat açtırdılar. Gözleri daha yorulmadan, bedeni daha yaÅŸlanmadan, daha hasta olmadan, sevdiklerine doymadan kanat açtırdılar göksel cennete.

Biz de geleceÄŸiz sevgilim. Biz de geleceÄŸiz o eÅŸsiz cennete. Oraya yalnız ve yalnız sevgi girer. İnsanların ve meleklerin dillerinden üstün olan, peygamberlikten üstün olan, bütün sırları bilmekten üstün olan, daÄŸları yerinden oynatacak imandan üstün olan, varını yoÄŸunu sadaka vermekten üstün olan, bedenini yakılmaya teslim etmekten daha üstün olan, yalnız ve yalnız sevgi girecek o cennete. Orada gerçek sevgiyle bir arada ebedince yaÅŸayacak. Kimseyi kıskanmayan sevgi, kimsenin malında gözü olmayan sevgi, kimseyi öldürmeyen sevgi, kimseyi aÅŸağılamayan sevgi, kardeÅŸini kendinden üstün tutan sevgi, kendi hakkından vazgeçen sevgi, kin tutmayan sevgi, kardeÅŸinin hakkını arayan sevgi, Mesih’te bulunan sevgi ve bize dökülmüş olan sevgi.

Ah sevgilim yazdıklarını, yaptıklarını, konuştuklarını kim unutabilir sevgilim? Hangi karanlık unutturabilir sevgilim? Olmuşları, olanları kim unutturabilir sevgilim? Korku unutturabilir mi sevgilim? Yaşam mı, zulüm mü? Dünyanın zevki, sefası mı sevgilim? Yoksa ölüm mü unutturacak sevgilim? Hayır hiçbir karanlık unutturamaz sevgilim.

Ben de sana yazdım aÅŸk mektubunu sevgilim. Bana da ağır oldu bedeli sevgilim. Bunları yazabilmeyi Hisus’a borçluyum sevgilim. Onun da hakkını ona verelim sevgilim. Herkesin hakkını herkese geri verelim sevgilim.

Sevdiklerinden ayrıldın. Çocuklarından ayrıldın, torunlarından ayrıldın. Sizlerden ayrıldı. Kucağımdan ayrıldın. Ülkenden ayrılmadın sevgilim.

 
0

Aynadaki adamı anlamak

Posted by TheSaint on Jan 24, 2007 in Blog

Bazen aynadaki adamı tanıyamıyorum. Gözlerinde farklı heyecanlar, yüzünde son zamanda gördüğüm belirli belirsiz ortaya çıkan heyecan dalgaları görülen bu adam da kim? Aynanın bir yanında daha duraÄŸan ve sukunet dolu bir insan varken, niye dalganır ki his dünyası bu garip adamın? Okudukları iÅŸlemez mi acaba aynanın öbür tarafına…Okuma yazması varsa bile kendini okumasını bilmediÄŸini zannediyorum. Bir dostum kendini anlamak için niçin yaptığını düşünmelisin demiÅŸti..Sanırım düşünmek hoÅŸuma gitmiyor; acıtıyor, yaralıyor ve üzüyor beni düşünmek.


Ayna olmasaydı eğer bir yanım düşünüyor diğer yarım düşünmüyor; bir yanım seviyor bir yanım üzülüyor, bir yarım acıyor bir yanım zonkluyor; bir yanım ümit ediyor diğer yanım karamsarlık denizinde boğuluyor, diyecektim. Ayna olmasaydı eğer sana sarılıp hummalı titremelerimle senin sıcaklığında ısınmak isteyecektim. Ayna olmasaydı eğer dizinde uyumak ve huzur bulmak isteyecektim. Aynadaki adam olmayınca ben var mıyım bilmiyorum. Bilmiyorum belki varım belki yokum!
Kafası karışık ve gözleri ümitle parlayan, anlamaya çalışan ama kararlı bir çocuk gibi, yolun sonunda orada seni bekliyor olacağım aynadaki adam!

 
0

Yehuda Amihay ve Kudüs

Posted by TheSaint on Jan 23, 2007 in Blog

Yehuda Amihay Türkiye’de ne kadar az biliniyorsa iÅŸte İsrail’de de o kadar çok bilinir. Kelimeleri parmaklarının ucunda usta bir zanaatkar edasıyla oynatır.

Dürüst ve vurucu şiirleriyle gerçeklerin bilindiği ancak ifade edilemediği Kudüs sokaklarını anlattığı şiiri aşağıda huzurlarınıza sunuyorum.

Kudüs (Yeruşalayim)

Eski Åžehir’de bir çatı üstünde,

Gecikmiş öğle sonrası güneşinde,

Düşmanım olan bir kadının beyaz örtüsü,

Düşmanım olan bir adamın havlusu,

Alnındaki terlerini sildiği.

Eski Åžehir’in semasında,

Bir uçurtma.

İpin diğer ucunda;

Bir çocuk var ama,

Göremiyorum

Duvar arkasında.

Biz bir sürü bayrak koyduk,

Onlar bir sürü bayrak koydular.

Biz mutlu olduklarını sanalım diye,

Onlar mutlu olduÄŸumuzu sansınlar diye…

 
0

Karıma Mektup

Posted by TheSaint on Jan 20, 2007 in Blog

Bizim ülkemizde eÄŸer insanları susturamıyorsanız. Hapse atarsınız. Hala konuÅŸuyorsa kurÅŸun sıkarsınız. Unutmayın insanlar ölür ama fikirler yaÅŸar. Nazım’ı memleketinden edenler, korktuklarına kurÅŸun sıkanlar..Dün bir Hrant Dink’i kalleşçe öğle üzeri öldürdüler. Ve yine dün akÅŸam beÅŸ bin Hrant onun öldürüldüğü yerde “Biz Hrantız” diye doÄŸdular.

Nazım’ın ÅŸiirini Hrant için okuyun!

Bir tanem!

Son mektubunda:

“Başım sızlıyor

yüreÄŸim sersem!”

diyorsun.

“Seni asarlarsa

seni kaybedersem;”

diyorsun;

“yaÅŸayamam!”

Yaşarsın karıcığım,

kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;

yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı

en fazla bir yıl sürer

yirminci asırlarda

ölüm acısı.

Ölüm

bir ipte sallanan bir ölü.

Bu ölüme bir türlü

razı olmuyor gönlüm.

Fakat

emin ol ki sevgili;

zavallı bir çingenenin

kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli

geçirecekse eğer

ipi boğazıma,

mavi gözlerimde korkuyu görmek için

boÅŸuna bakacaklar

Nâzım’a!

Ben,

alaca karanlığında son sabahımın

dostlarımı ve seni göreceğim,

ve yalnız

yarı kalmış bir şarkının acısını

topraÄŸa götüreceÄŸim…

Karım benim!

İyi yürekli,

altın renkli,

gözleri baldan tatlı arım benim;

ne diye yazdım sana

istendiğini idamımın,

daha dava ilk adımında

ve bir şalgam gibi koparmıyorlar

kellesini adamın.

Haydi bunlara boÅŸ ver.

Bunlar uzak bir ihtimal.

Paran varsa eÄŸer

bana fanila bir don al,

tuttu bacağımın siyatik ağrısı,

Ve unutma ki

daima iyi şeyler düşünmeli

bir mahpusun karısı.

 
0

DİYARBEKİR KALESİNDEN NOTLAR VE ADİLOŞ BEBE

Posted by TheSaint on Jan 17, 2007 in Blog

1.

Varamaz elim

Ayvasına, narına can dayanamazken,

Kırar boynumu yürürüm.

Kurdun, kuÅŸun bileceÄŸi hal deÄŸil,

Sormayın hiç

Laaaaal…

Kara ferman çıkadursun yollara,

Yarin bahçesi tarumar,

Kan eder perçem

Olancası bir tutam can,

Kadasına, belasına sunduğum,

Ben öleydim loooy…

Elim boÅŸ,

Ayağım pusu.

Bir ben bileceÄŸim oysa

Ne afat sevdim.

Bir de ağzı var dili yok

Diyarbekir Kalesi…

2.

Açar,

Kan kırmızı yediverenler

Ve kar yaÄŸar bir yandan,

Savrulur KaracadaÄŸ,

Savrulur zozan…

Bak, bıyığım buz tuttu,

Üşüyorum da

Zemheri de uzadıkça uzadı,

Seni, baharmışın gibi düşünüyorum,

Seni, Diyarbekir gibi,

Nelere, nelere baskın gelmez ki

Seni düşünmenin tadı…

3.

Hamravat suyu dondu,

Diclede dört parmak buz,

Biz kuyudan iÅŸliyoruz kaba – kacaÄŸa,

Çayı kardan demliyoruz.

Anam sır gibi saklar siyatiğini,

“Yel” der, “Baharın geçer”.

Bacım, ikicanlı, ağır,

Güzel kızdır, bilirsin.

İlki bu, bir yandan saklı utanır

Ve bir yandan korkar

Ölürüm deyi.

Bir can daha çoğalacağız bu kış.

Bebeğim, neremde saklayım seni?

HoÅŸ gelir,

Safa gelir,

Ahmet Arif’in yeÄŸeni…

4.

DoÄŸdun,

Üç gün aç tuttuk

Üç gün meme vermedik sana

AdiloÅŸ Bebem,

Hasta düşmeyesin diye,

Töremiz böyle diye,

Saldır şimdi memeye,

Saldır da büyü…

Bunlar,

Engerekler ve çıyanlardır,

Bunlar,

Aşımıza, ekmeğimize

Göz koyanlardır,

Tanı bunları,

Tanı da büyü…

Bu, namustur

Künyemize kazınmış,

Bu da sabır,

Ağulardan süzülmüş.

Sarıl bunlara

Sarıl da büyü.

Ahmet Arif Â

Copyright © 2010 Serendipity All rights reserved. Theme by Laptop Geek.